Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden 10 yıl geçti. 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda yüzde 51,9 oyla alınan Brexit kararı, ülke tarihinin en tartışmalı siyasi hamlelerinden biri olmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, Brexit'in ekonomik faturası ağır oldu: Ortalama bir İngiliz vatandaşı yılda 3.000 sterlinden fazla kaybetti. RFI'nin referandumun 10. yılı dolayısıyla hazırladığı dosyada konuşan siyaset ve uluslararası ilişkiler profesörü, Brexit'in hala derin kutuplaşmalara yol açtığını ve ekonomik etkilerinin tartışılmaya devam ettiğini belirtti.
Brexit'in ekonomik ve siyasi mirası
Referandumdan bu yana geçen 10 yılda, Brexit'in vaat ettiği 'küresel Britanya' vizyonu gerçekleşmedi. Aksine, ülke ticaret anlaşmalarında zorluklar yaşadı, AB ile ticaret hacmi daraldı ve yabancı yatırımlar azaldı. London School of Economics tarafından yapılan araştırmalar, Brexit'in Birleşik Krallık ekonomisine yıllık maliyetinin gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 5-6'sına ulaştığını gösteriyor. Bu da her vatandaş için yıllık ortalama 3.000 sterlinlik bir kayba denk geliyor.
Siyasi açıdan ise Brexit, İngiliz siyasetinde derin yaralar açtı. Muhafazakar Parti içinde bölünmelere yol açan süreç, beş farklı başbakanın görev yapmasına neden oldu. İşçi Partisi de Brexit sonrası kimlik bunalımı yaşadı. Ülke genelinde Brexit yanlıları ve karşıtları arasındaki uçurum hala kapanmış değil. Özellikle genç seçmenler, Brexit'in kendilerine sorulmadan alınan bir karar olduğunu ve bundan en çok etkilenen kesim olduklarını savunuyor.
Küresel yansımalar ve Avrupa ile ilişkiler
Brexit, sadece Birleşik Krallık'ı değil, tüm Avrupa'yı etkiledi. AB, ilk kez bir üye ülkenin ayrılmasıyla karşı karşıya kaldı ve bu durum, birliğin geleceğine dair tartışmaları alevlendirdi. Bazı ülkelerde Brexit benzeri çıkış çağrıları yapılsa da, AB'nin bütünlüğünü korumayı başardığı söylenebilir. Ancak Brexit, AB'nin daha sıkı bir şekilde entegre olmasını teşvik etti; ortak savunma politikası, vergi uyumu ve sosyal standartlar konusunda yeni adımlar atıldı. Öte yandan, Birleşik Krallık'ın AB ile ilişkileri hala tam olarak normalleşmiş değil. Özellikle Kuzey İrlanda Protokolü ve balıkçılık hakları gibi konularda anlaşmazlıklar sürüyor. İngiltere, AB dışında yeni ticaret anlaşmaları yapmaya çalışsa da, beklenen ekonomik faydayı elde edemedi. Avustralya ve Yeni Zelanda ile yapılan anlaşmaların etkisi sınırlı kalırken, ABD ile kapsamlı bir ticaret anlaşması henüz imzalanmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit, Türkiye-AB ilişkileri açısından dolaylı etkiler yarattı. Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda Türkiye'nin elini zayıflattı. İngiltere, AB içinde Türkiye'nin üyeliğine en sıcak bakan ülkelerden biriydi; Brexit sonrası Ankara'nın Brüksel'deki en önemli müttefiklerinden birini kaybettiği söylenebilir. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere'nin üçüncü ülkelerle ticaret anlaşmaları imzalama çabası, Türkiye ile İngiltere arasında 2020'de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'na yol açtı. Ancak bu anlaşmanın ticaret hacmi üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. Küresel ölçekte Brexit, korumacılık ve milliyetçilik eğilimlerini güçlendirerek Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ihracatını olumsuz etkileyebilecek bir ortam yarattı.