İngiltere ve Fransa arasında Manş Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz göçü kontrol altına almak amacıyla yapılan tartışmalı "bire bir" anlaşmasının Ekim ayında sona ereceği Fransız basınında yer alan haberlere yansıdı. Anlaşma, İngiltere'ye küçük botlarla gelen göçmenlerin bir kısmının Fransa'ya iade edilmesini öngörüyordu ancak her iki ülkede de yoğun eleştirilere neden oluyordu. Paris yönetiminin anlaşmayı uzatmama kararı aldığı belirtilirken, bu durumun iki ülke arasındaki göç iş birliğinde yeni bir döneme işaret ettiği yorumları yapılıyor.
Anlaşmanın İçeriği ve Tartışmalı Yönleri
2018 yılında imzalanan anlaşma, Manş Denizi'ni geçerek İngiltere'ye ulaşan her bir göçmen karşılığında, İngiltere'nin belirli sayıda göçmeni Fransa'ya geri göndermesine olanak tanıyordu. Uygulamada "bire bir" olarak adlandırılan bu sistem, özellikle insan hakları örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Eleştirilerin odağında, göçmenlerin güvenli bir şekilde sığınma başvurusu yapma hakkının kısıtlanması ve aile birleşimlerinin engellenmesi gibi konular yer alıyordu. Ayrıca, anlaşmanın İngiltere'ye yasa dışı yollardan giren göçmen sayısını önemli ölçüde azaltmadığı da belirtiliyor. Resmi verilere göre, 2023 yılında yaklaşık 30.000 kişi Manş Denizi'ni geçerek İngiltere'ye ulaştı.
Anlaşmanın sona ermesiyle birlikte, İngiltere'nin sığınma başvurularını işleme koyma sürecinde daha fazla zorlukla karşılaşabileceği ifade ediliyor. Özellikle, Fransa'nın sınır güvenliği önlemlerini artırması ve İngiltere'nin de kendi göç politikalarını gözden geçirmesi bekleniyor. Fransız yetkililer, anlaşmanın sona ermesinin ardından iki ülke arasında yeni bir mutabakat zaptı imzalanması için görüşmelerin devam ettiğini ancak henüz bir uzlaşma sağlanamadığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Manş Denizi'ndeki düzensiz göç, yalnızca İngiltere ve Fransa'yı değil, tüm Avrupa Birliği'ni ilgilendiren bir konu. Özellikle Brexit sonrası İngiltere'nin AB'nin ortak göç politikalarından ayrılması, iki taraf arasında yeni düzenlemeler yapılmasını zorunlu kıldı. Ancak mevcut anlaşmanın sona ermesi, AB ile İngiltere arasında göç konusunda yeni bir krize yol açabilir. Uzmanlar, anlaşmanın bitmesinin ardından İngiltere'nin sığınmacıları Ruanda gibi üçüncü ülkelere gönderme planını hızlandırabileceğini öngörüyor. Bu durum, uluslararası hukuka aykırılık iddialarıyla daha önce de tartışma yaratmıştı.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, zengin ülkelerin sığınma politikalarındaki katılaşma eğiliminin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), ülkelerin sığınma hakkını kısıtlama yerine, düzensiz göçün nedenleriyle mücadele etmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak hem İngiltere hem de Fransa'da yükselen milliyetçi söylemler, hükümetleri daha sert önlemler almaya itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü mülteci mutabakatını ve Türkiye'nin düzensiz göçle mücadelesini yakından ilgilendiriyor. AB, Türkiye'den benzer şekilde göçmen iadesi talep ederken, bu tür anlaşmaların sürdürülebilirliği sorgulanmaya başlandı. İngiltere-Fransa anlaşmasının sona ermesi, AB'nin Türkiye ile olan mutabakatını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi sınır güvenliği önlemleri ve Doğu Akdeniz'deki göç rotaları üzerindeki etkisi, bu tür Avrupa içi anlaşmaların başarısızlığının bölgesel yansımaları olabileceğini gösteriyor.