Bosna-Hersek'te 2 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik, ülkenin 'ölü' olduğunu ilan etti. Sırp Cumhuriyeti (Republika Srpska) Başkanı Dodik, seçim kampanyasının son mitinginde yaptığı konuşmada, Bosna-Hersek'in artık yaşayamaz bir devlet olduğunu savunarak, Sırp Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını fiilen ilan edeceği sinyalini verdi. Bu açıklamalar, 1995 Dayton Anlaşması ile kurulan hassas dengenin sonsuza kadar süremeyeceğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Milorad Dodik, uzun süredir Bosna-Hersek'in devlet yapısını reddeden ve Sırp Cumhuriyeti'nin ayrılma hakkını savunan bir söylem geliştiriyor. Son mitingde yaptığı konuşmada, 'Bosna-Hersek ölüdür, sadece gömülmeyi bekliyor' ifadelerini kullandığı bildirildi. Dodik, Sırp Cumhuriyeti'nin kendi ordusu, vergi sistemi ve yargısı olduğunu, merkezi hükümetin ise işlevsiz kaldığını öne sürdü.
Bosna-Hersek, Dayton Anlaşması ile iki entiteye ayrılmıştı: Boşnak-Hırvat Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti. Ayrıca Brčko adında özerk bir bölge bulunuyor. Dodik, 2021'den bu yana Sırp Cumhuriyeti'nin devlet kurumlarından çekilme kararları alarak ayrılıkçı adımlar attı. Ancak bu adımlar, uluslararası toplumun yaptırımları ve Bosna-Hersek Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarıyla karşılaştı.
Seçim kampanyası boyunca Dodik, Sırbistan ve Rusya ile yakın ilişkilerini öne çıkarırken, Batı'yı Bosna-Hersek'i yapay bir devlet olarak dayatmakla suçladı. Dodik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birçok kez görüştü ve Rusya'nın Sırp Cumhuriyeti'ne desteğini açıkça aldı. Bu durum, Batı'nın Balkanlar'daki etkisini azaltma çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Dodik'in açıklamaları, sadece Bosna-Hersek içinde değil, tüm Balkanlar'da tansiyonu yükseltiyor. Sırbistan, Sırp Cumhuriyeti'ni desteklediğini açıklasa da resmi olarak Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünü tanıyor. Ancak Belgrad yönetimi, Dodik'in ayrılıkçı söylemlerine mesafeli durmaya çalışıyor. Hırvatistan ve Boşnak liderler ise Dodik'in söylemlerini savaş tehdidi olarak nitelendiriyor.
Avrupa Birliği ve ABD, Dodik'e yönelik yaptırımları artırarak tepki gösterdi. AB, Bosna-Hersek'in AB üyeliği sürecini askıya alabileceğini belirtti. Rusya ise Dodik'e destek vererek, Batı'nın müdahalesini eleştiriyor. Bu durum, Ukrayna savaşı sonrası Doğu-Batı kutuplaşmasının Balkanlar'a yansıması olarak görülüyor.
Bosna-Hersek'te seçimlerin ardından yeni bir krizin patlak vermesi bekleniyor. Dodik'in seçim sonrası Sırp Cumhuriyeti'nde bağımsızlık referandumu düzenleme olasılığı, uluslararası toplumun en büyük endişesi. Böyle bir adım, Dayton düzeninin sonu ve yeni bir çatışma riski anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bosna-Hersek'teki siyasi kriz, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Dayton Anlaşması'nın garantörlerinden biri olarak Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünü destekliyor. Dodik'in ayrılıkçı söylemleri, Balkanlar'da istikrarsızlık yaratarak Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını tehdit ediyor. Türkiye, Sırbistan ile ilişkilerini geliştirirken, Boşnaklara yönelik tarihi ve kültürel bağlarını korumaya çalışıyor. Olası bir çatışma, mülteci akını ve enerji hatlarının güvenliği açısından Türkiye için risk oluşturur. Ayrıca Türkiye, Batı ile Rusya arasındaki dengede arabuluculuk rolünü sürdürmek istiyor; ancak Dodik'in Rusya'ya yakınlaşması bu dengeyi zorlaştırıyor.