Bosna-Hersek'te geçtiğimiz hafta sonu yapılan genel seçimlerin gayri resmi sonuçlarına göre, ülkeyi etnik çizgilerde bölen üç milliyetçi parti yeniden zafer kazandı. Boşnakları temsil eden SDA, Sırpları temsil eden SNSD ve Hırvatları temsil eden HDZ, kendi etnik grupları içinde en fazla oyu alarak iktidar koalisyonunu oluşturmaya hazırlanıyor. Bu sonuç, ülkenin savaş sonrası siyasi yapısının derinleşen krizini ve uluslararası toplumun yıllardır süren reform çabalarının iflasını gözler önüne seriyor.
Seçim Sonuçlarının Detayları ve Siyasi Tablo
Devlet Seçim Komisyonu'nun kesin olmayan sonuçlarına göre, Boşnak milliyetçisi SDA (Demokratik Eylem Partisi) yüzde 25 civarında oy alarak Boşnaklar arasında birinci parti oldu. Sırp milliyetçisi SNSD (Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği) ise Sırp Cumhuriyeti'nde (RS) oyların yüzde 40'ından fazlasını alarak açık ara önde. Hırvat milliyetçisi HDZ (Hırvat Demokrat Birliği) ise Hırvat nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yüzde 80'in üzerinde oy alarak Hırvatların tek temsilcisi olduğunu iddia ediyor. Bu tablo, 1995 Dayton Anlaşması ile kurulan karmaşık siyasi sistemin etnik partileri daha da güçlendirdiğini gösteriyor.
Seçim kampanyası boyunca partiler, ekonomik sorunlar yerine etnik kimlik ve savaş dönemi söylemlerine odaklandı. Özellikle SNSD lideri Milorad Dodik, Sırp Cumhuriyeti'nin bağımsızlık tehditlerini yineledi ve devlet kurumlarını zayıflatma sözü verdi. Dodik, seçim öncesi mitinglerde "Bosna-Hersek'in geleceği yok, Sırp Cumhuriyeti yaşayacak" gibi ifadeler kullandı. Bu söylemler, ülkenin zaten kırılgan olan birliğini daha da tehdit ediyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Yansımalar
Avrupa Birliği ve ABD, seçim sonuçlarını "halkın iradesi" olarak tanımlamakla birlikte, milliyetçi partilerin yeniden iktidara gelmesinden duyulan rahatsızlığı gizlemiyor. AB Dış İlişkiler Servisi sözcüsü, "Bosna-Hersek'in Avrupa perspektifini desteklemeye devam ediyoruz, ancak siyasi liderlerin reformları hızlandırması gerekiyor" açıklamasını yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Dayton Anlaşması'nın korunması çağrısı yaptı.
Bölgesel aktörlerden Sırbistan, SNSD'nin zaferini memnuniyetle karşılarken, Hırvatistan HDZ'nin başarısını desteklediğini açıkladı. Ancak her iki ülke de Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğüne saygı duyduklarını yineledi. Rusya ise SNSD'nin zaferini "Batı'nın müdahalesine karşı bir zafer" olarak yorumladı. Türkiye, Boşnakların en büyük destekçisi olarak SDA'nın birinci çıkmasını olumlu karşıladı ancak diğer milliyetçi partilerin güçlenmesinden endişeli.
Uzmanlar, yeni dönemde Bosna-Hersek'in iki entite (Sırp Cumhuriyeti ve Boşnak-Hırvat Federasyonu) arasındaki gerginliklerin artacağını, devlet kurumlarının işlemez hale geleceğini ve ekonomik reformların duracağını öngörüyor. Zaten yüksek olan işsizlik ve yolsuzluk, genç nüfusun ülkeyi terk etmesine yol açıyor. Son yıllarda yüz binlerce genç, daha iyi yaşam umuduyla Batı Avrupa'ya göç etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bosna-Hersek'teki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Balkanlar'daki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Boşnakları tarihsel ve kültürel bağlarla desteklerken, Sırp ve Hırvat milliyetçiliğinin güçlenmesi bölgede yeni gerilimler yaratabilir. Ankara, Dayton düzeninin korunmasından yana ve Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünü savunuyor. Ancak SNSD'nin ayrılıkçı söylemleri, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, istikrarsız Bosna, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki ekonomik yatırımlarını ve enerji projelerini (örneğin Türk Akımı) riske atabilir. Türkiye, bu dengeyi gözeterek hem Boşnaklarla hem de Sırplarla diyalogu sürdürmeli.