Küresel hisse senedi piyasalarındaki sert düşüş, 24 Haziran 2026 itibarıyla geçici bir nefes alma molası verirken, Avrupa'yı kavuran rekor sıcaklıklar hem enerji altyapısını hem de tarımsal üretimi tehdit etmeye devam ediyor. Bloomberg'in Londra merkezli amiral gemisi programı The Pulse with Francine Lacqua, bugünkü bölümünde JPMorgan Chase'in Küresel Araştırma Başkanı Joyce Chang ile küresel ekonomik görünümü ve piyasalardaki son çalkantıyı masaya yatırdı. Gündemde merkez bankalarının faiz politikaları, artan jeopolitik riskler ve iklim kaynaklı ekonomik maliyetler öne çıktı.
Piyasalar Temkinli İyimserlikle Toparlanıyor
Asya ve Avrupa borsalarında hafta başında yaşanan sert satışların ardından Çarşamba günü toparlanma sinyalleri görüldü. S&P 500 vadeli işlemleri yatay seyrederken, Euro Stoxx 50 endeksi yüzde 0.3 oranında değer kazandı. Yatırımcılar, Federal Rezerv ve Avrupa Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede daha şahin bir duruş sergileme olasılığını fiyatlamaya başlamıştı. Ancak Chang, programda yaptığı değerlendirmede, piyasaların aşırı satış bölgesine girdiğini ve kısa vadede bir dengelenme beklediğini ifade etti. Özellikle teknoloji hisselerindeki düzeltmenin ardından değerleme çarpanlarının daha makul seviyelere gerilediğini belirten Chang, yine de enflasyon ve jeopolitik belirsizliklerin yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı.
Avrupa'yı Kavuran Sıcak Hava Dalgası
Güney Avrupa'da etkili olan ve İspanya, Fransa, İtalya ile Yunanistan'da hava sıcaklıklarının 45 dereceye kadar ulaştığı aşırı sıcaklar, enerji talebini rekor seviyelere taşıdı. Elektrik fiyatları İtalya'da megavatsaat başına 300 avroyu aşarak tarihi zirve yaparken, Fransa'da nükleer santrallerin soğutma suyu sıcaklık limitlerine dayanması nedeniyle üretim kısıtlamaları gündeme geldi. Tarım sektörü de benzer şekilde etkileniyor: İspanya'da zeytinyağı üretiminde yüzde 30'luk bir düşüş öngörülüyor, bu da küresel fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyor. Sıcak hava dalgasının önümüzdeki iki hafta boyunca devam etmesi beklenirken, uzmanlar bunun bir 'tarımsal kuraklık' olarak adlandırılabilecek kadar ciddi boyutlara ulaştığı konusunda uyarıyor.
Yatırımcılar İklim Riskini Yeniden Fiyatlıyor
Joyce Chang, programda iklim değişikliğinin artık sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda bir yatırım riski olduğunun altını çizdi. Chang'a göre, merkez bankalarının para politikalarında iklim faktörlerini daha fazla dikkate almaya başlaması, yeşil dönüşüm fonlarının yönlendirilmesi ve karbon fiyatlandırması gibi araçlar, piyasaların uzun vadeli dinamiklerini değiştiriyor. Bu bağlamda, Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) 2026 yılında tam olarak yürürlüğe girmesiyle birlikte, enerji yoğun sektörlerde maliyet yapısı yeniden şekilleniyor. Chang, portföylerin iklim dirençliliği açısından test edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu dalgalanma ve Avrupa'daki sıcak hava dalgası, Türkiye ekonomisi üzerinde çift yönlü bir baskı oluşturuyor. Bir yandan yüksek faiz ortamı nedeniyle yabancı sermaye akışı yavaşlarken, diğer yandan Avrupa'daki tarımsal üretim kaybı, Türkiye'nin ihracat fırsatlarını artırabilir. Özellikle zeytinyağı ve meyve-sebze gibi ürünlerde Avrupa'nın arz açığı, Türk üreticileri için yeni pazarlar anlamına gelebilir. Ancak, Türkiye'nin kendisi de benzer iklim koşullarıyla karşı karşıya olduğu için, uzun vadeli su yönetimi ve tarımsal dönüşüm stratejileri hayati önem taşıyor. Jeopolitik açıdan ise, küresel ticarette yaşanan yavaşlamanın Türkiye'nin ihracat hedeflerini olumsuz etkileme potansiyeli göz ardı edilmemelidir.