Endonezya'nın Kalimantan bölgesinde, turbalık alanlarda çıkan yangınlar yağmur ormanlarını tehdit ederken, yerel kadınlardan oluşan bir grup, topluluklarını savunmak için ön saflarda mücadele ediyor. İklim kriziyle doğrudan yüzleşen bu kadınlar, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ataerkil yapılarla da savaşmak zorunda kalıyor. Super El Niño olarak adlandırılan iklim olayının etkisiyle yangınlar şiddetlenirken, kadınlar hem alevlerle hem de kendilerini ikinci plana atan sistemle mücadele ediyor.
Yangınla Mücadelede Kadınların Rolü
Kalimantan'ın geniş turbalık ormanları, karbon deposu olarak küresel iklim dengesi için hayati önem taşıyor. Ancak palm yağı plantasyonları için yapılan ormansızlaştırma ve kuraklık, bu alanları yangına karşı savunmasız bırakıyor. Yangınlar, sadece ağaçları değil, aynı zamanda yerel halkın geçim kaynaklarını ve sağlığını da yok ediyor. İşte bu noktada, Irma gibi kadınlar ağır lastik çizmelerini giyip, yangın söndürme ekiplerine katılıyor. Ancak bu mücadele sadece fiziksel değil, aynı zamanda toplumsal bir savaş.
Yerel halk, yangınları önlemek için geleneksel bilgi ve modern teknikleri birleştiriyor. Kadınlar, genellikle ev işleri ve çocuk bakımıyla sınırlandırılmalarına rağmen, yangın söndürme çalışmalarında aktif rol alıyor. Ancak karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmiyorlar. Yine de, oluşturdukları dayanışma ağları sayesinde hem yangınlarla hem de toplumsal baskılarla mücadele ediyorlar.
Bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, kadınların yangın yönetimindeki kritik rolünü vurguluyor. Ancak uluslararası iklim finansmanı ve devlet destekleri genellikle erkek egemen kurumlar aracılığıyla dağıtılıyor, bu da kadınların çabalarının görünmez kalmasına neden oluyor.
Küresel İklim Krizi ve Toplumsal Cinsiyet
Borneo'daki bu mücadele, iklim değişikliğinin toplumsal cinsiyet boyutunu gözler önüne seriyor. Kadınlar, iklim değişikliğinden orantısız şekilde etkileniyor çünkü genellikle tarım, su ve yakıt gibi doğal kaynaklara bağımlı işlerde çalışıyorlar. Ayrıca, doğal afetlerde ve yerinden edilmelerde daha fazla risk altındalar. Ancak buna rağmen, iklim müzakerelerinde ve karar alma süreçlerinde sesleri yeterince duyulmuyor.
Endonezya, dünyanın en büyük sera gazı emisyon kaynaklarından biri olan orman yangınlarıyla mücadele ederken, kadınların liderliğindeki yerel girişimler, sürdürülebilir çözümler sunuyor. Turbalık restorasyonu, yangın önleme ve erken uyarı sistemleri gibi çalışmalarda kadınlar öncülük ediyor. Ancak bu çabalar, yeterli finansman ve politik destek olmadan sınırlı kalıyor.
Uluslararası toplum, iklim adaleti ve toplumsal cinsiyet eşitliğini bir arada ele almadıkça, bu tür yerel mücadelelerin başarıya ulaşması zor görünüyor. Borneo'daki kadınlar, sadece ormanlarını değil, aynı zamanda geleceklerini de korumak için savaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz kuşağında yer alan ve iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen bir ülke olarak, orman yangınları ve kuraklıkla mücadelede benzer zorluklarla karşı karşıya. Borneo'daki kadınların deneyimi, iklim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemini gösteriyor. Türkiye, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm süreçlerinde kadınların liderliğini destekleyerek hem yerel hem de küresel iklim hedeflerine katkı sağlayabilir. Ayrıca, orman yangınlarıyla mücadelede yerel toplulukların, özellikle kadınların, güçlendirilmesi, Türkiye'nin iklim direncini artırabilir.