Almanya'nın Bonn kentinde sona eren BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ara müzakerelerinde, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum çabalarını desteklemesi beklenen küresel uyum hedefi, finansman konusundaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle ilerleme kaydedemedi. Pek çok ülke, iklim değişikliğinin etkilerine karşı direnci artırmayı amaçlayan bu kritik çalışmaların akamete uğramasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Uyum Hedefi Neden Önemli?
Paris İklim Anlaşması'nın 7. maddesi, dünyanın iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmak ve kırılganlıkları azaltmak için küresel bir uyum hedefi belirlemiştir. Ancak bu hedefin nasıl ölçüleceği, finansmanının nasıl sağlanacağı ve uygulamanın nasıl izleneceği konusunda henüz bir mutabakat sağlanamadı. Bonn görüşmeleri, bu yıl sonunda Bakü'de yapılacak COP29 iklim zirvesi öncesinde kritik bir adım olarak görülüyordu. Gelişmekte olan ülkeler, uyum için ihtiyaç duyulan finansmanın artırılmasını ve bu konuda somut taahhütler verilmesini talep ederken, gelişmiş ülkeler daha çok uyum çabalarının izlenmesi ve raporlanması gibi teknik konulara odaklanmayı tercih ediyor.
Özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkeler, iklim değişikliğinin etkilerini en şiddetli yaşayan ülkeler olarak, uyum finansmanındaki yetersizliğin hayati sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Bu ülkeler, deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık ve aşırı hava olayları gibi tehditlere karşı altyapı ve tarım gibi sektörlerde acil uyum yatırımlarına ihtiyaç duyuyor.
Küresel Boyut ve Önümüzdeki Süreç
Bonn'daki tıkanıklığın aşılması için COP29 öncesinde ek toplantılar yapılması bekleniyor. Ancak mevcut jeopolitik gerilimler ve ekonomik zorluklar, müzakereleri daha da karmaşık hale getiriyor. Gelişmiş ülkeler, uyum finansmanını kamu kaynaklarıyla sınırlamak istemezken, özel sektörün daha fazla dahil edilmesini savunuyor. Öte yandan, gelişmekte olan ülkeler, iklim krizinin asıl sorumluları olan gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluklarını üstlenmeleri ve yeni ve ek kaynaklar sağlamaları gerektiğini savunuyor.
İklim krizinin etkileri her geçen gün daha belirgin hale gelirken, uyum konusundaki bu başarısızlığın bedeli ağır olabilir. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün son raporu, karbon emisyonlarının azaltılması için alınan önlemlere rağmen, 2024 yılının kaydedilen en sıcak yıl olma yolunda ilerlediğini ortaya koyuyor. Bu durum, uyum çabalarının hızlandırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğine karşı hassas bölgelerden birinde yer alıyor. Akdeniz havzasında beklenen kuraklık, su kaynaklarının azalması ve aşırı hava olayları, Türkiye'nin uyum kapasitesini geliştirmesini zorunlu kılıyor. Ancak Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak uyum finansmanına erişim konusunda zorluk yaşayabiliyor. Bu nedenle Bonn'da yaşanan tıkanıklık, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, hem ulusal uyum planlarını güçlendirmesi hem de uluslararası müzakerelerde gelişmekte olan ülkelerle ortak bir duruş sergileyerek finansman mekanizmalarının iyileştirilmesi için lobi faaliyetlerini artırması kritik önem taşıyor.