Birleşmiş Milletler verilerine göre, Almanya'nın Bonn kentinde düzenlenen yıllık orta yıl iklim müzakerelerine kayıt yaptıran gazeteci sayısı, Covid-19 salgınından bu yana en düşük seviyeye geriledi. Bu düşüş, iklim haberciliğine ayrılan bütçelerin küresel çapta kesilmesiyle ilişkilendiriliyor. Medya kuruluşları, ekonomik baskılar ve değişen haber tüketim alışkanlıkları nedeniyle uzman muhabirlerini işten çıkarırken, iklim değişikliği gibi karmaşık konuların kapsama alanı daralıyor. Bonn görüşmeleri, Paris İklim Anlaşması'nın uygulanması ve ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini müzakere etmek için kritik bir platform olarak öne çıkıyor.
Azalan ilgi ve haber odalarındaki daralma
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (UNFCCC) göre, 5-15 Haziran tarihlerinde gerçekleşen Bonn İklim Konferansı'na sadece 150 gazeteci akredite oldu. Bu sayı, 2019'da kaydedilen 450'den ve 2022'deki toparlanma dönemindeki 300'den önemli ölçüde düşük. Uzmanlar, bu azalmanın iklim haberciliğinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara işaret ettiği görüşünde. Büyük haber ajansları ve gazeteler, iklim muhabirlerini işten çıkarırken, bağımsız medya kuruluşları da bu alandaki çalışmalarını azaltıyor.
Bonn görüşmeleri, genellikle yıllık COP zirvelerinin gölgesinde kalsa da, teknik müzakereler ve taahhütlerin izlenmesi açısından hayati önem taşıyor. Gazeteciler, hükümetlerin iklim politikalarını takip etmek ve hesap sormak için bu tür toplantılara katılıyor. Ancak artan seyahat maliyetleri ve medya bütçelerindeki kısıtlamalar, birçok haber kuruluşunu bu tür etkinlikleri kapsamaktan caydırıyor.
İklim haberciliğinde küresel eğilimler
İklim değişikliği haberciliği, son yıllarda bir yandan artan kamu ilgisi sayesinde yükselişe geçerken, diğer yandan medya sektöründeki mali sıkıntılar nedeniyle darbe alıyor. Reuters Enstitüsü'nün 2023 Dijital Haber Raporu, iklim konularının düzenli olarak takip edilmesinin azaldığını gösteriyor. Aynı zamanda, The Guardian ve BBC gibi bazı büyük yayıncılar iklim haberciliğine öncelik verse de, birçok yerel ve ulusal medya kuruluşu bu alanı terk ediyor.
Bu durum, Bonn gibi uluslararası müzakerelerin kapsama alanını daraltıyor. Gazeteciler olmadan, bu toplantılardan çıkan kararların kamuoyuna taşınması ve hükümetlerin sorumlu tutulması zorlaşıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde iklim haberciliğinin durumu daha vahim; buralarda medya kuruluşları, temel habercilik bile yapmakta zorlanırken, iklim gibi uzmanlık gerektiren bir alana kaynak ayırmakta güçlük çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliği müzakerelerinde aktif bir rol üstlenmeye çalışsa da, medya sektöründeki benzer sıkıntılar burada da hissediliyor. Türk medyasında iklim haberciliği, ekonomik daralma ve siyasi baskılar nedeniyle sınırlı kalıyor. Bonn görüşmelerine katılan Türk gazeteci sayısının az olması, Türkiye'nin iklim politikalarının uluslararası kamuoyunda yeterince takip edilememesine yol açabilir. Oysa Türkiye, Paris Anlaşması'nı onaylamış ve 2053 net sıfır emisyon hedefi koymuş bir ülke olarak, bu alandaki gelişmeleri yakından izlemelidir. Medyadaki bu boşluk, kamuoyunun iklim krizine dair farkındalığını ve hükümetin taahhütlerine yönelik hesap sorma kapasitesini zayıflatma riski taşıyor.