Güney Kore Merkez Bankası (BOK), art arda ikinci kez faiz artırımına giderek gösterge faizini 25 baz puan yukarı taşıdı. Banka, politika faizini %1,50 seviyesine yükseltirken, ekonomideki toparlanmaya ve artan enflasyon baskılarına karşı kademeli bir sıkılaşma süreci yürüteceğini açıkladı. Karar, piyasa beklentileriyle uyumlu olurken, Asya ekonomilerindeki merkez bankalarının pandemi sonrası normalleşme adımlarının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: BOK'un Sıkılaşma Süreci
Seul merkezli Kore Cumhuriyet Merkez Bankası (BOK), Ağustos ayında gerçekleştirdiği toplantıda faiz oranını 25 baz puan artırarak %1,25'e yükseltmiş, böylece pandemi döneminde uygulanan gevşek para politikasından çıkışın sinyalini vermişti. Bugün açıklanan kararla birlikte BOK, üst üste ikinci kez faiz artırımı yaparak %1,50 seviyesine ulaştı. Bu hamle, Güney Kore ekonomisinin ihracat odaklı büyüme modelinin devam ettiği ve iç talebin canlandığı bir dönemde geldi.
BOK Başkanı Lee Ju-yeol, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Ekonomik toparlanmanın sürdüğünü, ancak enflasyonun ve finansal dengesizliklerin yakından izlendiğini" belirtti. Ayrıca, jeopolitik riskler ve küresel tedarik zincirindeki aksaklıkların fiyat istikrarı üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu ifade etti. Banka, 2021 yılı enflasyon tahminini %2,1'e, 2022 yılı tahminini ise %2,0'ye revize etti. Büyüme beklentisi ise bu yıl için %4,0 olarak korunurken, gelecek yıl için %3,0 olarak güncellendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya'da Sıkılaşma Rüzgarı
BOK'un faiz artırımı, Asya-Pasifik bölgesindeki merkez bankalarının pandemi sonrası para politikalarını normalleştirme çabalarının bir yansıması. Malezya ve Singapur merkez bankaları da benzer şekilde sıkılaşma sinyalleri verirken, Japonya Merkez Bankası hâlâ gevşek duruşunu sürdürüyor. Bölgede enflasyon, özellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle yükseliş trendinde. Küresel tedarik zinciri sorunları ve Çin'in enerji politikaları, Asya ekonomilerinde maliyet baskılarını artırıyor.
BOK'un kararı, gelişmiş ülkelerin merkez bankaları arasında da yankı buldu. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) varlık alımlarını azaltmaya başlaması ve 2022'de faiz artırımlarına gidebileceği beklentisi, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Güney Kore'nin güçlü döviz rezervleri ve ihracat gelirleri, bu baskıya karşı koymasına yardımcı olurken, BOK'un faiz artırımlarıyla birlikte Kore wonu'nun istikrar kazanması bekleniyor.
Ekonomistler, BOK'un bu artışlarının ardından bir 'ara verme' dönemine girilebileceğini, ancak enflasyonun seyrine göre 2022'nin ilk çeyreğinde yeni bir artırım yapılabileceğini öngörüyor. Koreli yetkililer, hanehalkı borçluluğundaki artışa ve konut fiyatlarındaki hızlı yükselişe de dikkat çekerek, finansal istikrarın korunması için adımların sürdürüleceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı ama önemli bir gösterge niteliğinde. Küresel merkez bankalarının pandemi sonrası sıkılaşma süreçleri, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarına yol açarak Türk lirası üzerinde ek baskı oluşturabilir. Güney Kore'nin faiz artırımı, küresel likidite koşullarının yavaş yavaş sıkılaştığına işaret ediyor. Bu durum, yüksek cari açık ve dış finansman ihtiyacı bulunan Türkiye için riskleri artırıyor. Öte yandan, Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan Güney Kore'nin büyümesinin devam etmesi, ticaret açısından olumlu bir sinyal. Ancak Türkiye'nin kendi para politikasında uyguladığı farklı yaklaşım, küresel normalleşme süreciyle uyumsuzluk gösteriyor; bu da yurt içi enflasyonu ve kurları etkileyebilir. Türk yetkililerin, küresel sıkılaşma dalgasına karşı makro ihtiyati politikalarla esnek olması gerekebilir.