Bank of America (BofA) ekonomistlerine göre Hindistan, uzun süredir hedeflediği imalat üssü olma hayalini gerçekleştirmek için fabrika üretim artışını keskin biçimde hızlandırmak zorunda. Ekonomistler, ülkenin küresel bir fabrika merkezi haline gelmesini engelleyen altyapı, arazi edinimi ve işgücü reformları gibi yapısal kısıtlamalara dikkat çekiyor.
Hindistan'ın İmalat Hedefi ve Mevcut Durum
Hindistan hükümeti, gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde imalatın payını %25'e çıkarmayı ve 2025 yılına kadar 100 milyon yeni istihdam yaratmayı amaçlayan 'Make in India' (Hindistan'da Üret) programını 2014'te başlatmıştı. Ancak aradan geçen on yıla rağmen imalatın GSYH payı %15 civarında seyrediyor; bu oran 2010'larda da benzer seviyelerdeydi. BofA raporuna göre, bu hedefe ulaşmak için imalat sektörünün yıllık ortalama büyümesinin çift haneli rakamlara (yüzde 10'un üzeri) çıkması gerekiyor. Mevcut durumda ise sektör büyümesi tek haneli oranlarda kalıyor.
Ekonomistler, Hindistan'ın genç ve ucuz işgücüne sahip olmasına karşın, vasıflı işgücü eksikliği, karmaşık arazi edinme yasaları, yetersiz lojistik altyapısı ve yüksek enerji maliyetlerinin üretim kapasitesini sınırladığını vurguluyor. Ayrıca, küresel şirketlerin Çin'e alternatif arayışları kapsamında Hindistan'a yönelik ilgisi artmış olsa da, bu potansiyelin tam olarak kullanılamadığı belirtiliyor.
BofA raporunda, Hindistan'ın imalat ihracatının GSYH'ye oranının %10'un altında olduğu ve bunun Çin, Vietnam veya Bangladeş gibi rakiplerinin oldukça altında kaldığı ifade ediliyor. Ülkenin küresel imalat ihracatındaki payı %2 civarında. Ekonomistler, hükümetin üretim bağlantılı teşvik (PLI) programı gibi adımlarının olumlu olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirtiyor.
Küresel Tedarik Zinciri ve Hindistan'ın Konumu
ABD-Çin ticaret savaşları ve Kovid-19 sonrası tedarik zinciri çeşitlendirmesi, Hindistan için önemli bir fırsat penceresi açtı. Apple gibi teknoloji devleri, iPhone üretiminin bir kısmını Hindistan'a kaydırmaya başladı. Ancak BofA'ya göre bu kaymalar henüz istenen ölçekte değil. Hindistan'ın altyapı yatırımlarını hızlandırması, eyaletler arası bürokrasiyi azaltması ve işgücü reformlarını hayata geçirmesi gerekiyor.
Öte yandan, Hindistan'ın hizmet sektörü ağırlıklı büyüme modeli, imalatın payını artırmayı zorlaştırıyor. Hizmetler GSYH'nin yarısından fazlasını oluştururken, tarım hâlâ istihdamın yaklaşık %40'ını sağlıyor. Ekonomistler, tarımdan imalata geçişin yavaş olduğunu ve bunun da verimlilik artışını sınırladığını belirtiyor.
BofA, Hindistan'ın 2030'a kadar küresel imalat üssü olma potansiyelini koruduğunu ancak bunun için yıllık %12-14 bandında bir imalat büyümesi gerektiğini öngörüyor. Bu da mevcut politikaların çok daha agresif uygulanmasını gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın imalat hamlesi, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki konumunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Avrupa'ya yakınlığı ve gümrük birliği avantajıyla özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşyada Hindistan'la rekabet ediyor. Hindistan çift haneli büyümeye ulaşırsa, bu alanlarda ihracat pazarlarında baskı artabilir. Ancak Türkiye, kalite ve lojistik üstünlüğünü koruyarak farklılaşabilir. Ayrıca Hindistan'ın ihtiyaç duyduğu altyapı ve makine ekipmanında Türk firmaları için işbirliği fırsatları doğabilir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023'te 10 milyar doların altında; potansiyel yüksek.