İngiltere Merkez Bankası (BoE), niceliksel sıkılaşma (Quantitative Tightening - QT) politikasında önemli bir aşamaya giriyor. Banka, 2022'den bu yana aktif olarak yürüttüğü bilanço küçültme sürecinde, piyasalarda istikrarı sağlamak adına 'sıkıcı' bir yol izlemeye çalışıyor. Ancak son gelişmeler, QT'nin artık daha karmaşık bir hal aldığını ve piyasa oyuncuları üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor.
QT'nin Arka Planı
İngiltere Merkez Bankası, 2009-2021 yılları arasında uyguladığı niceliksel genişleme (QE) programı kapsamında 875 milyar sterlinin üzerinde devlet tahvili ve şirket tahvili satın aldı. Pandemi döneminde bu rakam 895 milyar sterline kadar çıktı. 2022'de başlayan QT sürecinde Banka, öncelikle vadesi gelen tahvilleri yeniden yatırıma yönlendirmeyerek pasif bir küçülme sağladı. Ardından aktif satışlara geçerek bilançosunu hızla daralttı. Şu anda BoE'nin bilançosu 750 milyar sterlin civarında ve hedef, önümüzdeki yıllarda bunu 500-550 milyar sterline indirmek.
Banka, QT'nin para politikası duruşunu destekleyici bir araç olduğunu savunuyor. Ancak piyasalarda likidite azalırken, tahvil faizlerindeki oynaklık artıyor. Özellikle uzun vadeli tahvillere olan talep zayıflarken, BoE'nin satışları faizlerin yukarı yönlü baskılanmasına neden oluyor. Bu durum, hükümetin borçlanma maliyetlerini artırarak maliye politikası üzerinde de etkili oluyor.
Piyasalarda ve Küresel Boyutta Etkileri
QT süreci sadece İngiltere ile sınırlı değil. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) da benzer şekilde bilanço küçültme yolunda ilerliyor. Fed, 2022'den bu yana 1,5 trilyon doların üzerinde bilanço daralttı. ECB ise daha temkinli bir yol izliyor. Küresel çapta merkez bankalarının bilançolarını küçültmesi, dünya genelinde likidite koşullarını sıkılaştırıyor ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkiliyor.
BoE'nin QT stratejisi, İngiltere'nin ekonomik görünümü açısından kritik. Ülke ekonomisi stagflasyon riskiyle karşı karşıya: enflasyon hâlâ %4'ün üzerinde seyrederken, büyüme neredeyse durma noktasında. Banka, bir yandan enflasyonu düşürmek için faizleri yüksek tutarken, diğer yandan QT ile parasal koşulları daha da sıkılaştırıyor. Bu çifte sıkılaşma, resesyon riskini artırıyor.
Piyasa analistleri, BoE'nin QT hızını yavaşlatabileceğini öngörüyor. Zira aşırı sıkılaşma, konut piyasasında ve şirket borçlanmalarında ciddi sorunlara yol açabilir. İngiltere'de konut fiyatları son bir yılda %5 geriledi ve ipotek faizleri %6'ya yaklaştı. Bu durum, hanehalkı borçluluğu yüksek olan ülkede tüketimi baskılıyor.
Öte yandan, QT'nin finansal istikrar üzerindeki etkileri de tartışılıyor. BoE, QT'nin piyasa işleyişini bozmadığını savunsa da, bazı uzmanlar tahvil piyasasında alıcı tabanının daraldığına dikkat çekiyor. Özellikle emeklilik fonları ve sigorta şirketleri, artan faiz riski nedeniyle uzun vadeli tahvillerden uzak duruyor. Bu da BoE'nin satışlarını daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Merkez Bankası'nın QT süreci, küresel likidite koşullarını sıkılaştırarak gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkiliyor. Türkiye, yüksek dış borç ve cari açık nedeniyle küresel finansal koşullara hassas. BoE'nin bilanço küçültmesi, sterlin cinsi varlıklara talebi azaltırken, risk iştahını düşürebilir. Bu ortamda Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı daha maliyetli hale gelebilir. Ayrıca İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri; İngiliz ekonomisindeki yavaşlama, Türk ihracatçıları için talep daralması anlamına geliyor. TCMB'nin para politikası da küresel sıkılaşmadan etkilenerek daha temkinli adımlar atmak zorunda kalabilir.