Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, 15 Temmuz'da yaptığı açıklamada Sudan'ın küresel ölçekte stratejik bir ürünü olan Arap zamkı sektörüne bağlı devletleri, şirketleri ve tarafları uluslararası hukuka uymaya çağırdı; bu sektörden sağlanan kârların ülkede devam eden iç savaşı beslediği uyarısında bulundu. Arap zamkı, gıda ve içecek sektöründe stabilizatör olarak kullanılan ve dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini Sudan'ın sağladığı bir reçine türü. İç savaşın tarafları arasında yer alan Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF), ülkenin başlıca gelir kaynaklarından olan bu ticaretten pay alarak çatışmayı sürdürmek için fon sağlıyor.
Arap zamkı ticaretinin iç savaştaki rolü
Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren çatışma, General Abdel Fattah al-Burhan liderliğindeki ordu ile eski müttefiki Mohamed Hamdan Dagalo komutasındaki RSF arasında yaşanıyor. İki taraf da ülkenin doğal kaynaklarını kontrol ederek savaşı finanse etmeye çalışıyor. Arap zamkı, işlenmemiş haliyle bile yılda yaklaşık 1,1 milyar dolar değerinde bir pazar oluşturuyor. Bu gelirin büyük kısmı, çatışma bölgelerinde faaliyet gösteren aracılar ve silahlı gruplar aracılığıyla akıyor. BM raporlarına göre, hem SAF hem de RSF, zamk üretim merkezlerini kontrol ediyor veya bu bölgelerden geçen ticaret yollarından vergi benzeri pay alıyor. Sivil toplum kuruluşları ise bu ticaretin yerel tarım toplulukları üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu, çiftçilerin düşük fiyatlarla ürünlerini satmaya zorlandığını ve çatışmalar nedeniyle üretimin yarı yarıya düştüğünü belirtiyor.
Uluslararası Coca-Cola, PepsiCo ve yüzlerce gıda firması, ürünlerinde emülgatör olarak kullandıkları Arap zamkının tedarik zincirinde insan hakları ihlallerine ortak olmamak için adımlar atıyor. Ancak BM, mevcut denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığını ve şirketlerin, savaşan taraflarla bağlantılı tedarikçilerden alım yapmaya devam ettiğini vurguluyor. Cenevre'de düzenlenen oturumda konuşan BM İnsan Hakları Sözcüsü Liz Throssell, "Silahlı çatışmaları besleyen bu finansal akışı durdurmak için devletler, şirketler ve bölgesel örgütlerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor" dedi.
Sudan iç savaşının bölgesel ve küresel boyutu
Sudan'daki çatışma yalnızca ülke sınırlarını değil, tüm Doğu Afrika bölgesini etkiliyor. Komşu ülkeler Çad, Güney Sudan ve Etiyopya'ya yüz binlerce mülteci akını yaşanıyor. Ayrıca Kızıldeniz'e kıyısı olan Sudan'ın istikrarsızlığı, uluslararası deniz ticaret yollarının güvenliğini de tehdit ediyor. Ekonomik açıdan ise Arap zamkına bağımlı küresel gıda ve ilaç endüstrisi, tedarik zincirindeki kırılganlık nedeniyle fiyat artışları ve alternatif arayışlarına yönelmiş durumda. ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın her iki tarafına da yaptırım uygularken, Arap zamkı ticaretinin denetlenmesi konusunda henüz somut bir adım atmış değil. Uzmanlar, bu ürünün "kanlı elmas" benzeri bir statü kazanmasının önlenmesi için uluslararası bir sertifikasyon sistemi kurulması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahip bir ülke. Arap zamkı ticaretindeki dengesizlik, Türk gıda ve içecek sektörünün hammadde tedarikini etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Doğu Afrika'da artan nüfuzu nedeniyle bölgesel istikrarın sağlanmasında kilit rol oynayabilir. BM çağrısına uygun olarak Ankara'nın, Sudan’daki taraflarla diyaloğu güçlendirmesi ve insani yardım koridorlarının açık kalmasını sağlaması beklenir. Diğer yandan, çatışmanın uzaması, Türkiye’nin Afrika Boynuzu'ndaki yatırımları ve Kızıldeniz’deki güvenlik çıkarları açısından risk oluşturuyor. Küresel tedarik zincirindeki kırılganlık, Türkiye'nin alternatif Arap zamkı kaynakları arayışını hızlandırabilir.