Birleşmiş Milletler Afganistan Misyonu (UNAMA), ülkenin batısındaki bir vilayette kadınların "kıyafet kurallarına" uymadıkları gerekçesiyle gözaltına alınması ve tutuklanmasına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Reuters'ın 8 Haziran'da Kabil'den bildirdiğine göre, BM misyonu yaptığı açıklamada, Taliban yetkililerine tüm bireylere eşit davranma çağrısında bulunarak, bu uygulamaların temel insan haklarını ihlal ettiğini vurguladı. Açıklamada, kadınların kamusal alanda özgürce dolaşma ve kendilerini ifade etme hakkının kısıtlanmasının kabul edilemez olduğu belirtildi. BM, özellikle Herat vilayetinde son haftalarda kadınların kıyafet yönetmeliklerine aykırı davrandıkları iddiasıyla alıkonulduğuna dair raporlar aldığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Taliban'ın Ağustos 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından, özellikle kadınlara yönelik kısıtlamalar giderek arttı. Geçen yıl yayımlanan bir kararname ile kadınların baştan ayağa vücutlarını örten bir çarşaf veya burka giymesi zorunlu hale getirilmişti. Ayrıca kadınların yüzlerini kapatması, toplu taşıma araçlarında bile bu kurala uyması gerektiği belirtilmişti. Taliban'ın sözcüsü, bu kuralların "İslami değerler" ve "Afgan kültürü" gereği olduğunu savunurken, uluslararası toplum bu uygulamaları kadın haklarının sistematik ihlali olarak nitelendiriyor. BM raporlarına göre, kadınların eğitim, istihdam ve kamusal hayata katılımı neredeyse tamamen engellenmiş durumda. Kıyafet kurallarına uymayan kadınların akrabaları veya kocaları da cezalandırılabiliyor.
UNAMA'nın verilerine göre, sadece son üç ayda, kıyafet yönetmeliklerini ihlal ettikleri gerekçesiyle en az 70 kadın gözaltına alındı. Tutuklamalar genellikle "ahlak polisi" olarak bilinen Talib yetkilileri tarafından gerçekleştiriliyor. Gözaltına alınan kadınlardan bazıları daha sonra serbest bırakılırken, bir kısmı hala akıbeti belirsiz şekilde tutuluyor. BM yetkilileri, bu uygulamaların kadınlarda korku ve travma yarattığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Taliban'ın kadın hakları konusundaki katı tutumu, uluslararası toplumla ilişkilerinde en büyük engel olmaya devam ediyor. Birçok ülke, Taliban yönetimini tanımayı reddederken, insani yardımlar ve diplomatik ilişkiler bu hak ihlalleri gerekçesiyle askıya alınmış durumda. BM, AB ve ABD, Taliban'ı kadınlara yönelik baskıyı sonlandırmaya çağırıyor ancak Taliban bu talepleri "iç işlerine müdahale" olarak nitelendiriyor. Öte yandan, bölgedeki komşu ülkeler -Pakistan, İran, Orta Asya cumhuriyetleri- Taliban'la pragmatik ilişkiler sürdürme eğiliminde. Ancak kadın hakları ihlallerinin radikal grupları cesaretlendirebileceği ve bölgesel istikrarsızlığı artırabileceği endişesi var. Küresel anlamda, Taliban'ın uygulamaları, İslam dünyasında kadın hakları konusundaki tartışmaları alevlendiriyor ve uluslararası insan hakları normlarının evrenselliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki kadın hakları ihlalleri, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından önemli bir sınavdır. Ankara, tarihsel bağları ve dini benzerlikleri nedeniyle Taliban'la diyalog kanallarını açık tutarken, insan hakları konusunda uluslararası toplumun beklentileriyle kendi çıkarları arasında denge kurmaya çalışıyor. Türkiye, Afganistan'da insani yardım ve altyapı projeleri yürütüyor, ancak Taliban'ın kadın politikaları, bu yardımların sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Özellikle Kabil Havalimanı'nın işletmesi gibi stratejik konularda Türkiye'nin rolü, Taliban'ın uluslararası meşruiyet kazanma çabalarıyla doğrudan ilişkili. Uzun vadede, Taliban'ın kadın hakları konusunda esnememesi, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü zedeleyebilir ve mülteci akımları gibi güvenlik risklerini artırabilir.