Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), yapay zekâ destekli otonom silahların dünya genelinde kontrolsüz biçimde yayılmasının önlenmesi için acil adımlar atılması çağrısında bulundu. İki kuruluş, bu silahların insan müdahalesi olmadan hedef seçip saldırabilmesinin, savaş hukuku ve insani hukuk açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve ICRC Başkanı Mirjana Spoljaric, ortak yaptıkları açıklamada, uluslararası toplumu 2026 yılında yapılacak BM Genel Kurulu toplantısında kapsamlı bir anlaşma imzalamaya davet etti.
Otonom Silahların Yükselişi ve Tehlikeleri
Son yıllarda yapay zekâ teknolojisindeki hızlı ilerlemeler, askeri alanda otonom sistemlerin kullanımını da artırdı. Dünyanın birçok ülkesi, insansız hava araçları, kara araçları ve denizaltı sistemlerinde otonom karar alma kapasitelerini geliştirmeye çalışıyor. Ancak uzmanlar, bu sistemlerin insan kontrolünden bağımsız biçimde hareket etmesinin, sivil kayıpları artırma ve çatışmaları tırmanma riski taşıdığına dikkat çekiyor.
BM ve Kızılhaç yetkilileri, otonom silahların “makinenin insan hayatı hakkında karar vermesi” anlamına geldiğini ve bunun uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinden olan ayrımcılık ve orantılılık ilkelerini ihlal edebileceğini ifade etti. Ayrıca, bu silahların yanlışlıkla ateş açması veya siber saldırılarla ele geçirilmesi gibi senaryolar, küresel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
İnsan hakları örgütleri ve bilim insanları, otonom silahların yaygınlaşmasının bir “yapay zekâ silahlanma yarışı” başlatabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. “Uluslararası toplum, biyolojik silahların ve kimyasal silahların yasaklanmasında olduğu gibi, otonom silahlar konusunda da net bir uluslararası hukuk çerçevesi oluşturmak zorunda.” diyen Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (UNIDIR) yetkilileri, bu konuda zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel Diplomasi ve Türkiye'nin Konumu
Otonom silahlar konusunda uluslararası müzakereler, 2014'ten bu yana Cenevre'de yürütülen Belirli Konvansiyonel Silahlar Sözleşmesi (CCW) bünyesinde devam ediyor. Ancak taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle bağlayıcı bir belge henüz imzalanamadı. Bazı ülkeler ve askeri güçler, otonom sistemlerin geliştirilmesinde esneklik isterken, sivil toplum kuruluşları ve birçok ülke kapsamlı bir yasaklama anlaşması talep ediyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2026 yılında otonom silahları ele alan özel bir oturum düzenlemeyi planlıyor. Bu toplantıda, uzun süredir üzerinde çalışılan taslak metnin, üye ülkelerin onayına sunulması bekleniyor. Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğüne ve silahsızlanma çabalarına verdiği destek çerçevesinde, müzakerelere aktif katılım gösteriyor.
Uzmanlar, otonom silahların yayılmasının küresel güç dengesini değiştirebileceğine, devletler arası çatışmaların hızını artırabileceğine ve bölgesel istikrarsızlıkları derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. Bu silahların özellikle istikrarsız bölgelerde terör örgütlerinin eline geçmesi durumunda, güvenlik tehditlerinin beklenmedik boyutlara ulaşabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, uluslararası toplumun bu konudaki kararlılığı büyük önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Otonom silahlara ilişkin uluslararası düzenlemeler, Türkiye'nin savunma sanayiinde giderek artan bir yer tutan yapay zekâ ve insansız sistemler politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, yerli insansız hava araçlarını (İHA) etkin biçimde kullanan bir ülke olarak, otonom sistemlerin geliştirilmesinde de öncü konumlardan biri. Bu nedenle, Türkiye'nin küresel ölçekte oluşturulacak yeni düzenlemelere uyum sağlaması, hem uluslararası hukuk hem de ihracat pazarları açısından kritik. Öte yandan, Türkiye'nin terörle mücadele stratejileri kapsamında kullandığı insansız sistemlerin, otonom karar alma kapasitelerinin genişlemesiyle birlikte uluslararası eleştirilere açık olabileceği de değerlendiriliyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin savunma sanayiinde sürdürülebilir ve etik açıdan savunulabilir bir strateji belirlemesi, uluslararası alandaki itibarı ve iş birlikleri için önemli.