Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, Reuters'ın daha önce tespit ettiği Boeing uçaklarının Sudan'daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (RSF) silah taşıdığını doğrulayan bir rapor yayımladı. Raporda, uçakların RSF'e lojistik destek sağladığı ve bu durumun, BM müfettişlerinin Sudan'ın Darfur bölgesinde soykırım yapmakla suçladığı paramiliter gücün savaş kabiliyetine doğrudan katkıda bulunduğu belirtiliyor. Bu bulgular, Sudan'daki iç savaşta dış aktörlerin rolüne ilişkin endişeleri artırırken, uluslararası toplumun çatışmaya müdahale biçimini de yeniden gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Reuters'ın geçen yıl yaptığı bir araştırma, bazı Boeing 737 uçaklarının Libya üzerinden Sudan'ın doğusundaki havaalanlarına iniş yaptığını ve bu uçakların RSF'e silah ve askeri teçhizat taşıdığını ortaya koymuştu. BM'nin bağımsız yaptırım izleme ekibi, bu uçuşların Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile bağlantılı olduğunu ve uçakların RSF kontrolündeki bölgelere indiğini doğruladı. Raporda, uçakların bir kısmının, yaptırımlara tabi olan RSF lideri General Muhammed Hamdan Dagalo'ya (Hemedti) yakın isimlerle bağlantılı olduğu kaydedildi.
BM raporu, uçakların seyir defterlerini, uçuş planlarını ve saha gözlemlerini inceleyerek, bu sevkiyatların 2023 yılında çatışmaların yoğunlaştığı dönemde arttığını tespit etti. Uzmanlar, RSF'in bu silahlarla birlikte özellikle Darfur'da etnik temizlik operasyonları yürüttüğünü ve sivillere yönelik saldırılarda bu ekipmanları kullandığını belirtiyor. Bu bulgular, uluslararası toplumun Sudan'a yönelik silah ambargosunun ne kadar etkili olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Sudan'daki iç savaş, Nisan 2023'te ordu ile RSF arasında başlayan iktidar mücadelesiyle patlak vermiş; çatışmalar binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açmıştı. BM'ye göre, çatışmalar nedeniyle 10 milyondan fazla insan yerlerinden edildi ve 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Bölgesel güçler, özellikle BAE ve Suudi Arabistan, farklı tarafları destekleyerek savaşın uzamasına katkıda bulunuyor. BM raporu, bu dış müdahalelerin çatışmayı derinleştirdiğine ve barış çabalarını baltaladığına dikkat çekiyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin Sudan'a yönelik silah ambargosu, 2005'ten bu yana yürürlükte olmasına rağmen, rapor bu yaptırımların delindiğini ve RSF ile orduya silah sağlayan ülkelerin hesap vermediğini ortaya koyuyor. Raporda ayrıca, bazı uçakların, yaptırımları aşmak için sahte evraklar kullandığı ve farklı şirketler adına kayıt yaptırdığı belirtiliyor. Bu durum, uluslararası toplumun Sudan krizine yaklaşımının gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor; zira silah akışı devam ettiği sürece sivillerin korunması ve barışın tesisi mümkün görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da tarihsel olarak hem ordu hem de sivil aktörlerle ilişkilerini sürdürmüş, özellikle askeri ve ekonomik işbirliği alanlarında varlık göstermiştir. BM raporunun ortaya koyduğu silah transferleri, bölgedeki güç mücadelesini derinleştirirken, Türkiye'nin Sudan'daki istikrar arayışını da etkileyebilir. Türkiye'nin krizin çözümüne yönelik diplomatik girişimlerde bulunması, ancak taraflar arasında güven tesisine bağlıdır; dış müdahaleler bu süreci zora sokmaktadır. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki Sudan'da istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki ekonomik çıkarlarını ve bölgesel güvenliğini de doğrudan ilgilendirmektedir. Bu nedenle Ankara'nın, BM raporunu dikkate alarak bölgedeki aktörlerle daha yakın işbirliği geliştirmesi ve insani krizin hafifletilmesine katkı sunması beklenir.