Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri, Sri Lanka'da onlarca yıldır süregelen cezasızlık döngüsünün sona erdirilmesi için daha fazla çaba gösterilmesi çağrısında bulundu. Cenevre'de gelecek hafta başlayacak 63. BM İnsan Hakları Konseyi oturumu öncesinde yayımlanan rapor, Devlet Başkanı Anura Kumara Dissanayake'nin, ülkenin etnik azınlıklarının da desteğiyle kazandığı tarihi seçim zaferinin ardından göreve gelişinin ikinci yılını doldurduğu döneme denk geliyor. Yüksek Komiser, raporunda Sri Lanka hükümetine geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlallerinin hesabını verme ve mağdurlara adalet sağlama konusunda somut adımlar atması çağrısında bulundu.
Gelişmenin arka planı
Sri Lanka, 1983-2009 yılları arasında Tamil Kaplanları ile hükümet güçleri arasında yaşanan ve on binlerce sivilin hayatını kaybettiği iç savaşın ardından, savaş suçları ve insanlığa karşı suç iddialarıyla uzun süredir gündemde. BM İnsan Hakları Konseyi, 2015 ve 2021'de kabul ettiği kararlarla Sri Lanka'yı ihlalleri soruşturmaya ve failleri yargılamaya çağırmıştı. Ancak uluslararası toplumun ve yerel sivil toplum kuruluşlarının yıllardır dile getirdiği uyarılara rağmen, bugüne kadar kayda değer bir yargısal süreç işletilmedi. Rapor, özellikle son dönemde artan baskı ortamına, gazetecilere ve insan hakları savunucularına yönelik tehditlere ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına dikkat çekiyor. Ayrıca, ülkenin kuzey ve doğusunda yaşayan Tamil ve Müslüman azınlıkların sistematik ayrımcılığa maruz kaldığı vurgulanıyor.
Dissanayake hükümeti, seçim kampanyasında hesap verebilirlik ve ulusal uzlaşı sözü vermişti. Ancak BM raporu, iktidarın bu sözleri yerine getirme konusunda isteksiz davrandığını ve geçmiş ihlallere ilişkin soruşturmaların yavaş ilerlediğini ortaya koyuyor. Raporda, hükümetin uluslararası mekanizmalarla işbirliği yapmaktan kaçındığı, hatta bazı durumlarda engellediği belirtiliyor. Yüksek Komiser, Sri Lanka'nın BM İnsan Hakları Konseyi'nin 2021'de kurduğu ve delil toplamakla görevli mekanizmayla işbirliği yapması gerektiğini hatırlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rapor, Güney Asya'da insan hakları durumunun giderek kötüleştiği bir dönemde yayımlandı. Sri Lanka, jeopolitik konumu itibarıyla Hint Okyanusu'nda önemli bir deniz ticaret yolu üzerinde bulunuyor ve Çin ile Hindistan arasındaki nüfuz mücadelesinde kritik bir konumda. Son yıllarda Çin, Sri Lanka'da altyapı yatırımları ve liman projeleriyle etkisini artırırken, Hindistan da geleneksel bağlarını korumaya çalışıyor. BM raporu, bu jeopolitik rekabetin gölgesinde insan hakları ihlallerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uluslararası toplumun, Sri Lanka'ya yönelik baskıyı artırması ve hesap verebilirlik sürecini desteklemesi bekleniyor.
Rapor, aynı zamanda Sri Lanka'nın ekonomik krizden çıkış sürecinde uluslararası finans kuruluşlarıyla yürüttüğü müzakerelerde insan hakları kriterlerinin önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. ABD ve Avrupa Birliği, Sri Lanka'ya sağlanacak mali desteği insan hakları reformlarına bağlamış durumda. Bu da hükümetin reform taahhütlerini yerine getirmesi yönünde bir baskı unsuru oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki cezasızlık sorunu, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel insan hakları rejiminin işleyişi açısından önem taşıyor. Türkiye, BM İnsan Hakları Konseyi'nin aktif bir üyesi olarak, uluslararası hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesini destekliyor. Ayrıca, Türkiye'nin kendi etnik ve dini azınlıklarına yönelik politikaları nedeniyle, Sri Lanka örneği uluslararası platformlarda zaman zaman karşılaştırma konusu olabiliyor. Bu nedenle, Türk dış politikası açısından, BM raporunun sonuçları ve konseydeki tartışmalar, çifte standart eleştirilerini beraberinde getirebilir. Türkiye, bölgesel istikrar ve insan hakları arasında denge gözetirken, Sri Lanka'daki gelişmeleri yakından izlemeli.