Cenevre, 23 Haziran – Birleşmiş Milletler (BM) tarafından görevlendirilen bağımsız bir soruşturma komisyonu, İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Gazze'de Filistinli çocukları kasten hedef alarak soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlediğini; işgal altındaki Batı Şeria'da ise savaş suçlarına karıştığını açıkladı. Salı günü yayımlanan ve 23 Haziran 2024 tarihini taşıyan rapor, uluslararası toplumda büyük yankı uyandırdı.
Raporun Temel Bulguları
Soruşturma komisyonu, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik askeri operasyonlarında özellikle çocukları hedef almasının kasıtlı olduğunu ve bu eylemlerin soykırım suçunun unsurlarını taşıdığını vurguladı. Raporda, saldırılarda binlerce çocuğun hayatını kaybettiği, yaralandığı veya travmaya maruz kaldığı belirtilirken, İsrail güçlerinin hastane, okul ve sivil yerleşim alanlarını hedef aldığına dair kanıtlar sunuldu. Komisyon, ayrıca Batı Şeria'da Filistinli sivillere yönelik keyfi gözaltılar, işkence ve yargısız infazlar gibi uygulamaların savaş suçu teşkil ettiğini kaydetti. Raporda, İsrail'in Gazze'deki ablukasının da insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
BM raporunun yayımlanmasının ardından birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepkiler geldi. Filistin yönetimi, raporu memnuniyetle karşılarken, uluslararası toplumu İsrail'i sorumlu tutmaya çağırdı. İsrail hükümeti ise raporu reddederek, komisyonun taraflı olduğunu ve gerçekleri çarpıttığını savundu. ABD ve bazı Batılı ülkeler raporun henüz resmi bir yargı kararı olmadığını belirtirken, insan hakları örgütleri raporun bağlayıcı olması için Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvurulmasını talep etti. UCM'nin daha önce de İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin soruşturma yürüttüğü ancak somut adımların sınırlı kaldığı hatırlatılıyor. Rapor, ayrıca İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerinin sistematik olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM raporu, Türkiye’nin uzun süredir Filistin davasına verdiği desteği uluslararası alanda güçlendirecek bir belge niteliği taşıyor. Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı sürekli olarak İsrail’i kınamış ve Filistin’in tanınması çağrısında bulunmuştur. Bu rapor, Türk dış politikasının Filistin konusundaki tutumuna hukuki bir dayanak kazandırabilir. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji ve deniz yetki alanı ihtilaflarında İsrail’le yaşadığı gerilimler göz önüne alındığında, rapor Ankara’nın bölgesel pozisyonunu güçlendirebilir. Bununla birlikte, Türkiye’nin hem İsrail’le ekonomik ilişkilerini sürdürme hem de insani hassasiyetleri dengeleme çabası, bu tür raporların siyasi etkisini sınırlayabilir.