Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, dünya genelindeki sağlık tesislerinin yalnızca yüzde 40'ının temel sanitasyon standartlarını karşıladığını ortaya koydu. Rapor, küresel çapta her 10 sağlık tesisinden birden fazlasında hiçbir sanitasyon hizmetinin bulunmadığını ve bu durumun yaklaşık 936 milyon insanı doğrudan etkilediğini belirtiyor. BM'nin verileri, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki sağlık altyapısındaki ciddi eksiklikleri gözler önüne seriyor.
Küresel Sağlık Altyapısındaki Eksiklikler
BM'nin raporuna göre, sağlık tesislerindeki sanitasyon eksikliği, hastane kaynaklı enfeksiyonların artmasına ve antibiyotik direncinin yayılmasına neden oluyor. Özellikle doğum ve acil müdahale gibi kritik hizmetlerin verildiği birimlerde hijyen koşullarının yetersiz olması, anne ve bebek ölümlerini artırıyor. Rapor, düşük gelirli ülkelerdeki sağlık merkezlerinin yalnızca yüzde 30'unun temel temizlik hizmetlerine erişebildiğini, bu oranın yüksek gelirli ülkelerde yüzde 90'a ulaştığını gösteriyor.
BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğiyle hazırlanan raporda, 2022 yılına kadar dünya genelinde 54 ülkede sağlık tesislerindeki su, sanitasyon ve hijyen (WASH) hizmetlerine yönelik ulusal politikaların eksik olduğu belirtildi. Özellikle Sahra Altı Afrika ve Güney Asya'da sağlık tesislerinin büyük bir kısmının temiz suya erişimi bulunmuyor. Bu durum, özellikle COVID-19 salgını sırasında enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasını da zorlaştırmıştı.
Rapor, sağlık tesislerinin yalnızca yüzde 65'inin el yıkama için sabun ve su bulundurduğunu, yüzde 60'ının ise temel atık yönetimi hizmetlerine sahip olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, bu eksikliklerin küresel sağlık güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve gelecekteki salgınlara karşı hazırlığı zayıflattığını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM verileri, sanitasyon eksikliklerinin en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Asya ve Afrika'nın geldiğini gösteriyor. Özellikle Güney Asya'da, nüfus yoğunluğu ve hızlı kentleşme nedeniyle sağlık altyapısı yetersiz kalıyor. Hindistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerde kırsal bölgelerdeki sağlık merkezlerinin büyük bir kısmı temiz su ve sanitasyon hizmetlerinden yoksun.
Uzmanlar, bu durumun küresel sağlık eşitsizliğini derinleştirdiğine ve salgın hastalıkların yayılma riskini artırdığına dikkat çekiyor. Antibiyotik direncinin artması da sanitasyon eksikliğiyle doğrudan ilişkili olarak görülüyor. DSÖ, dünya genelinde her yıl 700 bin kişinin antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybettiğini tahmin ediyor. Bu sayının 2050'ye kadar 10 milyona ulaşabileceği öngörülüyor.
BM, raporunda hükümetlere acil olarak sağlık tesislerindeki su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerine yatırım yapmaları çağrısında bulunuyor. Ayrıca, bu tesislerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklı hale getirilmesi ve sürdürülebilir çözümlere odaklanılması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu küresel rapor, Türkiye'nin sağlık altyapısındaki göreceli güçlü konumunu ortaya koyarken, özellikle göçmen sağlığı ve sınır bölgelerindeki tesislerin iyileştirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye, Suriye'deki iç savaş nedeniyle milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor ve bu nüfusun sağlık hizmetlerine erişimi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ve Asya'daki insani yardım projeleri kapsamında sağlık tesislerinin altyapısına katkı sağlaması, bölgesel istikrar ve sağlık güvenliği açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin sağlık alanındaki deneyimini bu ülkelerle paylaşması, hem ekonomik hem de diplomatik ilişkileri güçlendirebilir.