Birleşmiş Milletler (BM), Rusya-Ukrayna savaşında sivil kayıplarında keskin bir artış yaşandığını duyurdu. Özellikle cephe hattından uzaktaki hedeflere karşı uzun menzilli füzeler ve insansız hava araçlarının (İHA) giderek daha fazla kullanılması, sivil ölümlerini ve yaralanmalarını önemli ölçüde artırıyor. BM İnsan Hakları Ofisi'nin (OHCHR) son raporuna göre, çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde sivil kayıpları endişe verici boyutlara ulaştı.
Gelişmenin Arka Planı
BM verilerine göre, savaşın başlangıcından bu yana binlerce sivil hayatını kaybetti. Ancak son aylarda, özellikle doğu ve güney Ukrayna'da sivil kayıplarında belirgin bir artış görülüyor. OHCHR raporu, sivil ölümlerinin büyük bir kısmının topçu ateşi, roket saldırıları ve hava bombardımanından kaynaklandığını belirtiyor. Uzun menzilli füzelerin ve İHA'ların kullanımı, cephe hattına yakın bölgelerde yaşayan siviller için ölümcül bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, patlamamış mühimmatlar da sivil kayıplarına yol açan bir diğer faktör. Raporda, sivillerin çoğunlukla yoğun nüfuslu bölgelerde hedef alındığı veya çatışma alanlarında mahsur kaldığı ifade ediliyor.
Ukrayna hükümeti, Rusya'nın enerji altyapısına yönelik saldırılarının yanı sıra, sivil yerleşim yerlerine yönelik son dönemdeki saldırılarda da artış olduğunu bildiriyor. Rusya ise askeri hedeflere yöneldiğini ve sivil kayıplarının Ukrayna'nın hava savunma sistemlerinin başarısızlığından kaynaklandığını iddia ediyor. Bağımsız gözlemciler ve uluslararası kuruluşlar, her iki tarafın da sivil kayıplara neden olduğunu ancak Rusya'nın daha fazla sivil kayba yol açtığını belirtiyor. Çatışmaların tırmandığı bölgelerde insani durum kötüleşirken, binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sivil kayıplarının artması, uluslararası toplumun Ukrayna'ya yönelik askeri ve insani yardımlarını yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Batılı ülkeler, Ukrayna'ya hava savunma sistemleri ve diğer askeri teçhizat sağlayarak sivil kayıplarını azaltmaya çalışıyor. Ancak savaşın uzaması, mevcut ateşkes veya barış girişimlerinin başarısız olması, sivil kayıplarının daha da artabileceği endişesini doğuruyor. Özellikle kış aylarının yaklaşması, enerji altyapısına yönelik saldırıların sivil halk üzerindeki etkisini daha da artırabilir. Ayrıca, mayın temizleme çalışmalarının yetersizliği, çatışmaların sona ermesinden sonra bile sivil kayıplarına yol açabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Küresel çapta gıda ve enerji fiyatlarını etkileyen savaş, insani krizin derinleşmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana arabuluculuk çabalarıyla öne çıkarken, sivil kayıpların artması Ankara'nın insani yardım ve diplomatik girişimlerini daha da önemli hale getiriyor. Türkiye, tahıl koridoru anlaşması ve esir takası gibi başarılı diplomatik adımlar atarken, sivil kayıpların önlenmesi konusunda da aktif rol üstleniyor. Özellikle İstanbul'daki müzakerelerde sivillerin korunması gündeme geliyor. Ayrıca, Türkiye'nin İHA üretimindeki uzmanlığı ve bu teknolojilerin savaşta kullanımı, savunma sanayii açısından Ankara'nın pozisyonunu güçlendiriyor. Ancak savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarlarını etkileyebileceğinden, Ankara'nın hem insani hem de jeopolitik hedeflerini dengeleyen bir politika izlemesi bekleniyor.