Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, yapay zeka teknolojilerinin çevresel ayak izinin 2030 yılına kadar orta ölçekli ulusal ekonomilerinkine eşit seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulundu. Raporda, yapay zeka sistemlerinin enerji ve su tüketimi ile ürettiği elektronik atıkların, mevcut küresel yönetişim çerçevelerinin çok daha hızlı arttığı, bu durumun özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmekte olan ülkeler için ciddi sonuçlar doğurduğu vurgulanıyor.
Yapay zekanın görünmeyen çevresel maliyeti
Rapor, yapay zeka sistemlerinin yaşam döngüsü boyunca (donanım üretimi, veri merkezlerinin işletilmesi, soğutma ve atık bertarafı) ortaya çıkan kümülatif çevresel yükü ayrıntılı olarak inceliyor. Veri merkezlerinin küresel elektrik tüketiminin 2022'de %1-1,3'ünü oluşturduğunu, bu oranın 2026'da %1,5-2'ye yükselebileceğini belirtiyor. Ayrıca, büyük dil modellerinin eğitimi sırasında açığa çıkan karbon emisyonları, tek bir modelin karbon ayak izinin yaklaşık 300 ton CO2'ye ulaşabileceğine işaret ediyor.
Yapay zeka donanımının üretiminde kullanılan nadir toprak elementleri ve değerli metallerin çıkarılması, habitat tahribatı ve su kirliliğine yol açarken, hızlı donanım yenileme döngüsü elektronik atık (e-atık) krizini derinleştiriyor. Rapora göre, yapay zeka odaklı e-atıkların yıllık miktarı 2030 yılına kadar 2,5 milyon tona ulaşabilir.
Gelişmişlik düzeyine göre farklılaşan yük
Raporun dikkat çektiği bir diğer nokta, çevresel yükün coğrafi dağılımındaki eşitsizlik. Gelişmiş ülkelerde yapay zeka altyapısı büyürken, donanım üretimi ve atık bertarafının büyük kısmı Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki gelişmekte olan ülkelere kayıyor. Özellikle Çin, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkeleri, hem üretim hem de geri dönüşüm süreçlerinin çevresel yan etkileriyle karşı karşıya. Raporda, bu bölgelerin iklim değişikliğine karşı kırılganlıklarının da yüksek olduğu hatırlatılıyor.
UNU-INWEH, yapay zeka politikalarının oluşturulmasında çevresel sürdürülebilirliğin merkeze alınmasını, enerji verimliliği standartlarının getirilmesini, su tüketiminin azaltılmasını ve e-atık yönetiminin güçlendirilmesini öneriyor. Mevcut düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve hükümetlerin bu alanda acil adım atması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler için kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, hem yapay zeka yatırımlarını artırırken hem de yeşil dönüşüm hedeflerini gerçekleştirmeye çalışırken, bu iki alan arasında potansiyel bir çatışma ile karşı karşıya. Rapordaki veriler, Türkiye'nin veri merkezleri ve yapay zeka altyapısı planlamasında enerji ve su verimliliğini önceliklendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, e-atık yönetimi konusunda mevcut mevzuatın güçlendirilmesi ve geri dönüşüm kapasitesinin artırılması, teknolojik bağımlılığın çevresel sonuçlarını sınırlayabilir. Türkiye'nin, gelişmiş ülkelerden farklı olarak, yapay zeka alanındaki büyümesini sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirmesi stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.