Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, Cuma günü yaptığı açıklamada, tartışmalı E1 yerleşim planının yanı sıra İsrail'in Filistin topraklarını işgal etmesinin de "sona ermesi gerektiğini" belirterek, devletlere Tel Aviv ile ticari ilişkilerini kesme çağrısında bulundu. Albanese, ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yeni bir yerleşim planı olan E1 projesinin, uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözümün önünü tıkadığını vurguladı.
E1 Planı ve Uluslararası Tepkiler
E1 planı, İsrail'in Doğu Kudüs ile Ma'ale Adumim yerleşimini birbirine bağlayan ve Batı Şeria'yı kuzey ve güney olarak ikiye bölen geniş bir yerleşim bölgesi inşa etmesini öngörüyor. Bu plan, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından kınanıyor ve Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak gösteriliyor. Albanese, paylaşımında E1 planının "felaket" olacağını ve bölgede barış umutlarını tamamen ortadan kaldıracağını söyledi. Ayrıca, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini, bu baskının sadece E1 projesine değil, tüm işgal politikalarına yönelik olması gerektiğini ifade etti.
Albanese, İsrail'in işgalinin 1967 yılından bu yana devam ettiğini ve bu süre zarfında on binlerce Filistinlinin evlerinden edildiğini, binlercesinin de hayatını kaybettiğini hatırlattı. BM Özel Raportörü, "İsrail'in işgali, uluslararası hukukun en açık ihlallerinden biridir. Bu işgal, Filistin halkının temel haklarını gasp etmekte ve bölgesel istikrarı tehdit etmektedir" dedi.
Küresel Boyut ve Ticari Yaptırımlar
Albanese, devletlere İsrail ile ticari ilişkilerini kesme ve İsrail'in işgal politikalarına destek veren şirketlere yönelik yaptırımlar uygulama çağrısında bulundu. Bu çağrı, İsrail'e yönelik artan uluslararası baskının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini boykot eden kampanyalar, özellikle Avrupa ülkelerinde güç kazandı. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in bu politikalarının Apartheid rejimi olarak nitelendirilebileceğini ve uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini belirtiyor.
ABD'nin yeni yönetimi, İsrail-Filistin çatışmasına yönelik daha dengeli bir yaklaşım izleyeceğini açıklamış olsa da, İsrail'in yerleşim politikalarına karşı somut bir adım atmış değil. Bu durum, Filistinlilerin ve uluslararası toplumun bir kesiminin hayal kırıklığını artırıyor. Albanese'nin çağrısı, özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer Batılı devletlerin İsrail'e yönelik politikalarında değişikliğe gitmesini teşvik etmeye yönelik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası destek arayışında önemli bir diplomatik dayanak oluşturuyor. Türkiye, BM nezdinde Filistin'in haklarını savunan ve İsrail'in işgal politikalarını kınayan ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Albanese'nin çağrısı, Türkiye'nin bu konudaki tutumunu güçlendirebilir ve Ankara'ya İsrail'e yönelik ekonomik yaptırımlar veya diplomatik baskı konusunda yeni adımlar atma zemini hazırlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırmak ve Filistin halkının yanında yer almak için bu tür uluslararası girişimleri desteklemesi beklenir. Türkiye'nin, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları devam etse de, Filistin davasına verdiği destek, kamuoyunda ve siyasi arenada önemli bir kriter olmaya devam ediyor.