Birleşmiş Milletler, otonom silah sistemleri konusunda "ahlaki kırmızı çizgi" uyarısı yaparken, silahlanma uzmanları bu çizginin çoktan aşıldığını ve son çatışmalarda otonom makinelerin insanları öldürdüğünü belirtiyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, öldürücü otonom silahların kontrolsüz yayılmasının ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve uluslararası toplumun bu konuda acilen harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.
Otonom Silahların Yükselişi ve BM'nin Uyarısı
Birleşmiş Milletler, yıllardır öldürücü otonom silah sistemleri (LAWS) konusunda düzenleme çağrısı yapıyor. Ancak Cenevre'deki müzakereler yıllardır sonuçsuz kaldı. BM Genel Sekreteri Guterres, 2018'de yaptığı açıklamada, "Bir makinenin bir insanı öldürme kararı vermesi ahlaki olarak kabul edilemez ve uluslararası hukuka aykırıdır" demişti. Bu uyarıya rağmen, birçok ülke otonom silah geliştirme programlarını sürdürüyor. Özellikle ABD, Rusya, Çin, İsrail, Güney Kore ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, askeri drone'lar ve otonom sistemler üzerinde yoğun çalışıyor. Uzmanlar, son çatışmalarda, özellikle Libya, Suriye ve Dağlık Karabağ'da, otonom makinelerin insanları öldürdüğüne dair kanıtlar olduğunu söylüyor. BM raporlarına göre, 2020'de Libya'da Kargu-2 tipi bir otonom drone'un, geri çekilen askerlere karşı kendi başına saldırı düzenlediği iddia edildi. Bu tür olaylar, otonom silahların artık bilim kurgu değil, gerçek bir tehlike olduğunu gösteriyor.
Uluslararası Düzenleme Çabaları ve Zorluklar
BM bünyesindeki bazı ülkeler, öldürücü otonom silahların yasaklanması için bir anlaşma çağrısı yapıyor. Ancak, silahlı kuvvetlerin önemli bir kısmını otonom sistemlere dayandıran ülkeler, böyle bir yasağa karşı çıkıyor. ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler, mevcut uluslararası hukukun yeterli olduğunu savunuyor ve yeni bir düzenlemeye sıcak bakmıyor. 2021'de BM Genel Kurulu'na sunulan bir öneri, otonom silahlar konusunda bağlayıcı bir anlaşma yapılmasını öngörüyordu, ancak bu öneri, silah üreticisi ülkelerin muhalefeti nedeniyle rafa kaldırıldı. Yine de, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları, otonom silahların yasaklanması için kampanyalar yürütüyor. 2022'de 70'ten fazla ülke, otonom silahların düzenlenmesi için bir bildiriye imza attı, ancak bu bildiri bağlayıcı değil. BM Genel Sekreteri Guterres, 2023'te yaptığı çağrıda, "Otonom silahlar konusunda acil bir eylem planına ihtiyacımız var. Aksi takdirde, insanlık için geri dönüşü olmayan bir yola girebiliriz" dedi. Uzmanlar, otonom silahların yayılmasının, savaş suçlarını ve sivil kayıpları artırabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, bu tür silahların terör örgütlerinin eline geçmesi durumunda, küresel güvenliğin ciddi şekilde tehdit edilebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda yerli ve milli insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) konusunda önemli adımlar attı. Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi sistemler, hem Türkiye'nin savunma kapasitesini artırdı hem de ihracat kalemi haline geldi. Otonom silahlar konusundaki uluslararası düzenlemeler, Türkiye'nin savunma sanayii ve askeri operasyonları açısından yakından takip edilmesi gereken bir konu. Türkiye, otonom silahların yasaklanması yerine, sorumlu kullanımını ve uluslararası işbirliğini savunuyor. Ancak, olası bir yasak veya kısıtlama, Türkiye'nin savunma ihracatını ve operasyonel kabiliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel güvenlik dengeleri açısından, otonom silahların yaygınlaşması, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu tehditleri çeşitlendirebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin hem teknolojik gelişmeleri takip etmesi hem de uluslararası norm oluşturma süreçlerinde aktif rol alması kritik önemde.