Birleşmiş Milletler nükleer denetim kurumu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), Perşembe günü AFP tarafından görülen gizli bir raporda, İran'ın nükleer materyallerine erişim eksikliğinin “yayılma endişesi” oluşturduğunu yineledi ve Tahran yönetimine “yapıcı” davranma çağrısında bulundu. Raporda, İran'ın nükleer faaliyetlerinin şeffaflığına ilişkin devam eden belirsizliklerin uluslararası toplum için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulanırken, UAEA'nın İran'daki denetim kapasitesinin sınırlandığı ifade edildi.
Gelişmenin Arka Planı
UAEA’nın son raporu, İran ile Batılı ülkeler arasındaki nükleer anlaşmazlığın yeni bir boyut kazandığı bir dönemde geliyor. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşma, ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle ciddi bir darbe almıştı. İran, anlaşma kapsamında üstlendiği yükümlülükleri kademeli olarak askıya alırken, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı. UAEA, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun ve saflık oranının anlaşma sınırlarının çok üzerine çıktığını belgeledi. Rapor, özellikle İran'ın iki açıklanmayan nükleer tesisinde bulunan uranyum parçacıklarına ilişkin soruların yanıtsız kaldığına dikkat çekiyor. Ajans, bu tesislerdeki faaliyetlerin geçmişine ışık tutulması için Tahran'dan “teknik olarak gerekli” bilgileri talep etti ancak henüz bir yanıt alamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da bir silahlanma yarışını tetikleme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, İran'ın olası bir nükleer silah kapasitesine karşı kendi programlarını geliştirme sinyalleri verdi. Öte yandan, İsrail uzun süredir İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor. UAEA'nın raporu, İran'ın nükleer faaliyetleri üzerindeki uluslararası denetimin zayıflamasının küresel silahsızlanma çabalarına da darbe vurduğunu ortaya koyuyor. ABD ve Avrupa Birliği, İran'a yönelik yaptırımları sertleştirirken, Tahran yönetimi müzakere masasına ancak yaptırımların tamamen kaldırılması koşuluyla döneceğini belirtiyor. Bu kısır döngü, taraflar arasındaki güven bunalımını daha da derinleştiriyor. Raporda ayrıca İran'ın uranyum metal üretimine devam etmesi ve gelişmiş santrifüjler kullanması, nükleer bomba üretim süresini kısaltabilecek adımlar olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın nükleer programına ilişkin gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, resmi olarak nükleer silahların yayılmasına karşı bir duruş sergilerken, İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürüyor. UAEA raporunun İran'a yönelik yeni yaptırımları tetiklemesi halinde, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran'dan doğal gaz ve petrol alımı etkilenebilir. Ayrıca, bölgede artan gerginlik, Türkiye'nin güneydoğu sınırlarına yakın bir güvenlik riski oluşturmakta. İsrail-İran arasındaki olası bir çatışma, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, bölgesel istikrarsızlık ve göç dalgaları yaratabilir. Bu nedenle Türkiye, hem diplomatik kanalları açık tutarak hem de enerji arz güvenliğini çeşitlendirerek bu süreçte dengeli bir politika izlemeye çalışıyor.