Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, Myanmar ordusu (Tatmadaw) geçen yılın altı aylık döneminde en az 702 sivili öldürdü. BM raporu, bu ölümlerin 153'ünün çocuk olduğunu ortaya koyarken, askeri cuntanın sivil hedeflere yönelik saldırılarının sistematik bir şekilde devam ettiğini belgeliyor. Raporda, öldürülen sivillerin çoğunun Sagaing, Magway ve Bago bölgelerinde, ordu ile etnik silahlı gruplar arasındaki çatışmalar sırasında hayatını kaybettiği ifade ediliyor. BM, bu verilerin sadece doğrulanabilen vakalar olduğunu, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği uyarısında bulunuyor.
Myanmar'da sivil kayıplarının arka planı
Myanmar'da 1 Şubat 2021'de gerçekleşen askeri darbe sonrası ülkede iç savaş benzeri bir ortam oluştu. Ordu, seçilmiş hükümeti devirerek yönetime el koyarken, darbe karşıtı protestolar ve etnik grupların silahlı direnişiyle karşılaştı. BM raporu, 2023 yılına ait altı aylık verileri kapsıyor ve ordunun sivil yerleşimlere yönelik hava saldırıları, topçu atışları ve keyfi infazlar gerçekleştirdiğini belirtiyor. Raporda ayrıca, en az 300 bin kişinin yerinden edildiği ve insani yardıma erişimin ciddi şekilde kısıtlandığı vurgulanıyor. Özellikle çocukların, okul ve hastanelerin hedef alınması uluslararası toplumda büyük tepki çekiyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) raporu, askeri cuntanın sivillere yönelik şiddetinin uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu kaydediyor. Raporda, 702 sivilin öldürülmesine ek olarak, yüzlerce kişinin kaybolduğu ve işkenceye maruz kaldığı belirtiliyor. BM, bu ihlallerin savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil edebileceği uyarısını yapıyor. Tunus merkezli bir insan hakları örgütüne göre, Myanmar ordusu 2021 darbesinden bu yana 50 binden fazla kişiyi tutuklarken, 4 binden fazla mahkumun idam edildiği iddia ediliyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ve bölgesel boyut
BM raporu, uluslararası toplumun Myanmar'daki duruma müdahale etme konusundaki yetersizliğini bir kez daha gündeme getiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, askeri cuntaya yönelik yaptırımları artırırken, bölgesel bir güç olan Çin ve Rusya'nın Myanmar yönetimine verdiği destek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) etkili bir karar alınmasını engelliyor. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), Myanmar konusunda ortak bir tutum belirlemekte zorlanıyor; bazı üyeler askeri cuntaya karşı daha sert önlemler isterken, Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler ise diyalogdan yana tavır alıyor.
Rapora göre, Myanmar'daki insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Ülkede 18 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyarken, 2 milyon kişi ülke içinde yerinden edilmiş durumda. BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), komşu ülkelere sığınan Myanmar vatandaşlarının sayısının arttığını ve bunun bölgesel istikrarsızlığı tetikleyebileceğini belirtiyor. Özellikle Bangladeş'te yaşayan 1 milyondan fazla Rohingya mülteci, mevcut durumda Myanmar'a geri dönüşün imkansız olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, Hindistan ve Tayland gibi ülkeler, sınırlarına dayanan mülteci akınlarına karşı önlemler alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki insani kriz ve artan sivil kayıplar, Türkiye'nin dış politikasında insani diplomasi ve uluslararası hukuka verdiği önem açısından kritik bir gündem maddesi oluşturuyor. Türkiye, Myanmar'daki askeri cuntayı tanımadığını ve demokratik yollarla seçilmiş hükümeti desteklediğini beyan etse de, bölgeye doğrudan müdahil olma kapasitesi sınırlıdır. Ancak Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve BM çerçevesinde Rohingya krizine yönelik aktif bir rol üstlenmiştir. Bu nedenle, raporun ortaya koyduğu ihlaller, Türkiye'nin İİT bünyesinde Myanmar konusunda daha etkin girişimlerde bulunmasını ve uluslararası kamuoyunun dikkatini bu trajediye çekmesini gerektirebilir. Öte yandan, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve askeri işbirlikleri bağlamında, Myanmar ordusuna silah tedarik eden ülkeler arasında yer almaması, Ankara'nın sivil kayıplara yönelik eleştirilerini daha güçlü kılabilecektir.