Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2025 yılına ait Küresel Eğilimler Raporu'nu yayımladı. Rapora göre, 2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde yerinden edilmiş kişi sayısı yaklaşık 118 milyon olarak kaydedildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre hafif bir düşüşe işaret etse de, hâlâ tarihsel olarak yüksek bir seviyede bulunuyor. BMMYK, bu düşüşün temel nedeninin, bazı ülkelerde çatışmaların sona ermesi ve gönüllü geri dönüşlerin artması olduğunu belirtiyor. Ancak haberde, evlerine dönen mültecilerin birçoğunun, güvenlik ve ekonomik istikrarsızlık gibi ciddi zorluklarla karşılaştığı vurgulanıyor.
Küresel Mülteci Krizinde Son Durum
BMMYK'nın raporu, 2024 yılında 117,3 milyon olan yerinden edilmiş kişi sayısının 2025'te 117,8 milyona yükseldiğini gösteriyor. Ancak rapor, 2025 yılında yaklaşık 1,5 milyon mültecinin gönüllü olarak evlerine döndüğünü, bu sayının bir önceki yıla göre yüzde 20 arttığını ortaya koyuyor. Buna karşılık, evlerine dönenlerin yaklaşık yüzde 40'ı, güvensizlik, temel hizmetlere erişim yetersizliği ve ekonomik fırsatların kısıtlı olması nedeniyle yeniden göç etmeyi düşünüyor. Bu durum, sürdürülebilir geri dönüşler için uluslararası desteğin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Raporda, Suriye, Ukrayna, Afganistan ve Venezuela'nın en büyük mülteci krizlerine kaynaklık etmeye devam ettiği belirtiliyor. Suriyeli mültecilerin sayısı 6,8 milyonla ilk sırada yer alırken, onu 5,7 milyonla Ukraynalılar ve 3,6 milyonla Afganlar takip ediyor. Özellikle Suriye'de savaşın on dördüncü yılına girmesiyle birlikte, mültecilerin durumu daha da karmaşık hale geliyor. Türkiye, 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparak dünyada en fazla mülteci barındıran ülke konumunu koruyor.
Geri Dönüşlerin Kırılganlığı ve Uluslararası Toplumun Rolü
BMMYK Yüksek Komiseri Filippo Grandi, raporun sunumunda yaptığı açıklamada, “Rakamların bir nebze düşmesi umut verici olsa da, evlerine dönen mültecilerin karşılaştığı güçlükler, uluslararası toplumun sorumluluğunun bitmediğini gösteriyor. Sürdürülebilir geri dönüş; güvenliğin tesisi, altyapının yeniden inşası ve ekonomik fırsatların yaratılmasıyla mümkündür.” ifadelerini kullandı. Grandi, özellikle iklim değişikliğinin yerinden edilme üzerindeki etkisine de dikkat çekerek, doğal afetlerin 2025 yılında 20 milyondan fazla insanı yerinden ettiğini belirtti. Bu durum, çatışma ve iklim krizlerinin iç içe geçtiği yeni bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Raporda ayrıca, gelişmiş ülkelerin mülteci kabulü konusunda giderek daha isteksiz hale geldiği vurgulanıyor. 2025 yılında sadece 114 ülke mülteci yeniden yerleştirme programına katılırken, bu sayı 2020'de 180'di. Avrupa Birliği ülkeleri, sığınma başvurularını azaltmak için sınır kontrollerini sıkılaştırırken, Afrika ve Asya'daki birçok ülke ise mülteci akınlarıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Örneğin, Sudan'daki iç savaştan kaçan 1,2 milyon kişi komşu Çad, Mısır ve Güney Sudan'a sığındı. Bu ülkelerin kaynakları, artan ihtiyaçları karşılamak için yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin mülteci politikası ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, son dönemde Suriye'ye gönüllü geri dönüşlerin artması Ankara'nın teşvik ettiği bir süreç. Ancak BM raporu, geri dönenlerin karşılaştığı güvensizlik ve ekonomik zorlukların, Türkiye'nin sınır güvenliği ve iç kamuoyu üzerinde baskı oluşturabileceğini gösteriyor. Ek olarak, iklim değişikliği kaynaklı yerinden edilmelerin artması, Türkiye'nin enerji ve su politikalarını da etkileyebilir. Küresel mülteci krizinin sürekliliği, AB ile yapılan mülteci anlaşmasının güncellenmesini ve uluslararası mali desteğin sürdürülmesini zorunlu kılıyor.