Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Malezya'nın Myanmar'a gönüllü geri dönüş programı kapsamında 1.476 mülteciyi 29 Eylül'de ülkelerine gönderme planında yer almadığını ve Myanmar'ın güvenli bir ortam sunmadığını belirtti. Malezya yönetimi, geçen hafta duyurduğu programın ilk aşamasında mültecileri geri göndermeye hazırlanırken, BM'nin bu sürece dahil olmaması ve ülkenin güvenlik koşullarını sorgulaması, bölgede mülteci hakları açısından kritik bir tartışmayı gündeme getirdi. BMMYK sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, "Myanmar'daki durum, güvenli ve onurlu bir geri dönüş için gerekli koşulları sağlamaktan uzak" ifadesini kullandı.
Gelişmenin Arka Planı
Malezya, Bangladeş'ten sonra Myanmar'dan kaçan Rohingya mültecilerine en çok ev sahipliği yapan ülkelerden biri. Ülkede yaklaşık 100 bin Rohingya'nın yaşadığı tahmin ediliyor. Malezya hükümeti, mültecilerin ülkelerine dönüşünü kolaylaştırmak amacıyla 2024 yılında başlattığı gönüllü geri dönüş programını sürdürüyor. Ancak BMMYK, daha önce de Myanmar'da 2021'deki askeri darbenin ardından insan hakları ihlallerinin arttığını ve mültecilerin güvenliğinin garanti altına alınamadığını vurgulamıştı. Bu çerçevede, BM kuruluşu, geri dönüşün gönüllülük esasına dayanması ve güvenli ortamın sağlanması gerektiğini sürekli dile getiriyor.
Malezya İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre, ilk etapta 1.476 mültecinin Myanmar'a gönderilmesi planlanıyor. Bakanlık, dönüşlerin hava yoluyla gerçekleşeceğini ve mültecilerin kendi istekleriyle bu programa katıldıklarını öne sürdü. Ancak mülteci hakları savunucuları, kararın baskı altında alındığını ve gerçek gönüllülüğün bulunmadığını iddia ediyor. Bangladeş'teki Kamplar Koordinasyon Ofisi'ne göre, 2018-2023 yılları arasında Myanmar'a geri dönen mülteci sayısı sadece birkaç yüz kişiyle sınırlı kalırken, bu dönüşler bile güvenlik endişeleri nedeniyle eleştirilmişti.
BMMYK'nın açıklaması, mültecilerin ülkelerine gönüllü dönüş konusunun uluslararası hukukta ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi ve 1967 Protokolü, mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmelerini öngörüyor. Ancak Myanmar gibi çatışma bölgelerinde bu koşulların sağlanıp sağlanamadığı tartışmalı. Uzmanlar, mültecilerin ülkelerine dönüşlerinin uluslararası toplum tarafından izlenmesi gerektiğini, aksi takdirde zorla geri gönderme yasağının ihlal edilebileceğini belirtiyor. Bu bağlamda, BMMYK'nın tavrı, diğer ülkelere de emsal niteliği taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki siyasi kriz ve iç çatışmalar, bölgedeki mülteci krizini derinleştirmeye devam ediyor. Askeri cunta, 2021'deki darbeden bu yana ülkeyi yönetiyor ve halk arasında geniş çaplı muhalefetle karşılaşıyor. Rohingya toplumu ise uzun süredir ayrımcılık ve şiddetle karşı karşıya. Bu koşullar altında, Malezya'nın mültecileri geri gönderme planı, bölgedeki diğer ülkelerin de benzer uygulamalarını teşvik edebilir. Özellikle Bangladeş'te kalan yaklaşık 1 milyon Rohingya'nın durumu, bu geri dönüşlerin nasıl yönetileceği konusunda belirleyici olabilir.
BM ve uluslararası toplum, Myanmar'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor ve kalıcı çözüm için demokratik geçişin şart olduğunu vurguluyor. Ancak Güneydoğu Asya ülkeleri, genellikle mülteci krizlerine bölgesel çözüm bulmakta zorlanıyor. Malezya'nın bu adımı, bölgedeki diğer ülkelerin de mültecileri geri gönderme eğilimini artırabilir. Örneğin Endonezya ve Tayland da zaman zaman mültecileri geri itme politikaları uygulamakla eleştirilmişti. Bu durum, bölgesel iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya çıkarıyor.
Küresel ölçekte ise mülteci krizleri, uluslararası toplumun ortak sorumluluğunu test ediyor. BM, 2018'de kabul edilen Küresel Mülteci Sözleşmesi ile mültecilerin yükünün daha adil paylaşılmasını öngörüyor. Ancak bu hedef, ülkelerin ulusal çıkarlarıyla çatıştığında uygulanmakta zorlanıyor. Malezya örneği, bu gerilimi gözler önüne seriyor. Ülke, ekonomik ve sosyal baskılar nedeniyle mültecileri geri göndermek istiyor, ancak uluslararası hukuk ve insani normlar bu tür uygulamaları sınırlandırıyor. Bu bağlamda, BMMYK'nın açıklaması, uluslararası toplumun bu tür uygulamalara karşı duruşunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yıllardır Suriye başta olmak üzere birçok ülkeden mülteciye ev sahipliği yapan bir ülke olarak, uluslararası mülteci korumasının önemini yakından bilmektedir. Malezya'nın Myanmar'a yönelik geri dönüş planı, Türkiye'nin de benzer durumlarla karşılaşabileceği gerçeğini hatırlatıyor. Türkiye, Suriyeli mültecilerin gönüllü ve güvenli geri dönüşü için bölgede güvenli bölgeler oluşturma politikası izliyor. Bu bağlamda, BM'nin bu açıklaması, Türkiye'nin savunduğu güvenli ve gönüllü geri dönüş ilkeleriyle örtüşüyor. Ayrıca, bölgesel krizlerin küresel etkileri göz önüne alındığında, Türkiye'nin mülteci politikalarında uluslararası normlara bağlı kalması, hem iç hem dış politikada sürdürülebilir bir yaklaşımın anahtarını oluşturuyor. Ancak Türkiye'nin, bu tür geri dönüşlerin uluslararası gözetim altında yapılması gerektiği yönündeki tavrı, başta BM olmak üzere uluslararası kurumlarla iş birliğini güçlendirmesini gerektirebilir. Bu açıklama, Türk kamuoyunda mülteci konusunda artan duyarlılığı da göz önünde bulundurarak, Türkiye'nin insani normlara bağlılığını tazelemesi için bir fırsat olabilir.