Birleşmiş Milletler (BM), yayımladığı yeni raporunda, küresel ısınmanın en iyimser senaryoda bile en az 1,8 santigrat dereceye ulaşacağını ve bunun Paris Anlaşması'nda belirlenen 1,5 derece hedefinin oldukça üzerinde olduğunu duyurdu. Raporda, insan sağlığı, su kaynakları, doğa, şehirler, altyapı ve ekonomilerin sıcaklık artışlarından ciddi şekilde zarar görebileceği belirtiliyor.
Raporun Ana Bulguları: 1,8°C Kaçınılmaz mı?
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında hazırlanan rapor, ülkelerin mevcut emisyon azaltım taahhütlerini (NDC'ler) dikkate alarak yapılan projeksiyonlara dayanıyor. En iyimser senaryoda bile, yani ülkelerin verdiği tüm sözleri tutması durumunda bile, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 1,8°C ila 2,5°C arasında olacağı öngörülüyor. Bu, 2015 Paris Anlaşması'nda belirlenen 1,5°C hedefinin aşılacağı anlamına geliyor.
Raporun başyazarı ve BM Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu rapor, iklim değişikliğiyle mücadelede yeterli ilerleme kaydedilmediğini açıkça gösteriyor. Mevcut politikalar ve taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmak için yetersiz. Bu durum, insanlık için kritik bir uyarı niteliği taşıyor" ifadelerini kullandı.
Raporda ayrıca, sera gazı emisyonlarının 2023'te rekor seviyeye ulaştığı ve 2030'a kadar mevcut taahhütlerin bile yetersiz kalacağı vurgulanıyor. Bilim insanları, 1,5°C hedefinin aşılması durumunda, deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı ve gıda güvenliği risklerinin önemli ölçüde artacağı konusunda uyarıyor.
Küresel Etkiler ve Siyasi Boyut
Rapor, iklim değişikliğinin etkilerinin küresel ölçekte eşitsiz dağılacağını ve gelişmekte olan ülkelerin bu etkilerden orantısız şekilde etkileneceğini belirtiyor. Özellikle Afrika, Güney Asya ve küçük ada devletleri, deniz seviyesindeki yükselme ve kuraklık gibi olaylarla mücadele etmek zorunda kalacak.
Rapor ayrıca, fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması, yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının yaygınlaştırılması gibi politika önerilerini de içeriyor. BM Genel Sekreteri António Guterres, raporla ilgili yaptığı açıklamada, "İklim değişikliğiyle mücadelede 'iyi bir sonuç' yok; ancak en kötü senaryolardan kaçınmak hâlâ mümkün. Siyasi irade ve kararlılık, geleceğimizi şekillendirecek." dedi.
Öte yandan, raporun yayımlanması, COP29 öncesinde ülkeler üzerindeki baskıyı artırdı. Özellikle gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmesi ve emisyon azaltım hedeflerini güçlendirmesi bekleniyor. İklim aktivistleri ve sivil toplum kuruluşları, raporu "sert bir uyarı" olarak nitelendirerek hükümetleri harekete geçmeye çağırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylamış ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini açıklamıştı. Ancak uzmanlar, Türkiye'nin mevcut enerji politikalarının bu hedefle uyumlu olmadığını, kömür santrallerinin yaygınlığı ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki yavaş ilerlemenin risk oluşturduğunu belirtiyor. Akdeniz havzasında yer alan Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini şiddetli şekilde hisseden ülkelerden biri. Kuraklık, orman yangınları ve sel felaketleri, bu etkilerin başında geliyor. Raporun bulguları, Türkiye'nin iklim politikalarını gözden geçirmesi ve enerji dönüşümünü hızlandırması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, Türkiye'nin yeşil mutabakat süreci kapsamında AB'ye ihracatını sürdürebilmesi için karbon ayak izini azaltması kritik önem taşıyor.