Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Araştırma Komisyonu, İsrail'in Gazze Şeridi'nde sistematik olarak çocukları hedef almasının "soykırım" suçunu oluşturduğunu belirten kapsamlı bir rapor yayımladı. Üç üyeden oluşan bağımsız uzman paneli tarafından hazırlanan raporda, İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023 sonrası başlattığı askeri operasyonlarda sivilleri, özellikle çocukları bilinçli şekilde hedef aldığı, bunun Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği ifade ediliyor. İsrail ise raporu "iftira niteliğinde bir aldatmaca" olarak niteleyerek reddetti. Rapor, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi'nde tartışmalara yol açması bekleniyor.
Raporun Ayrıntıları ve İsrail'in Tepkisi
BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021 yılında kurulan Uluslararası Araştırma Komisyonu, başkanlığını eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay'in yürüttüğü üç kişilik uzman heyetinden oluşuyor. Heyet, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yaşananları belgelemek için çok sayıda görgü tanığı, sağlık çalışanı ve sivil toplum kuruluşuyla görüşmeler yaptı.
Raporda, İsrail ordusunun Gazze'deki hava saldırıları ve kara operasyonlarında okul, hastane ve sığınak gibi sivil altyapıyı hedef aldığı, özellikle çocukların orantısız şekilde hayatını kaybettiği kaydediliyor. BM verilerine göre, çatışmalarda ölenlerin yüzde 40'ından fazlasını çocuklar oluşturuyor. Raporda ayrıca, İsrail'in abluka ve gıda, su, ilaç gibi temel ihtiyaç maddelerinin girişini engelleyerek kitlesel açlık ve kıtlık yarattığı, bunun da soykırımın unsurları arasında sayılabileceği belirtiliyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, raporu "antisemitik ve saçma" olarak nitelendirerek reddetti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bu rapor, İsrail'e karşı yürütülen sistematik iftira kampanyasının bir parçasıdır. İsrail, uluslararası hukuka tam uyumlu şekilde kendini savunma hakkını kullanmaktadır. Rapor tamamen taraflı ve gerçek dışıdır" ifadeleri kullanıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BM raporu, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı olmasa da, İsrail'in uluslararası alandaki itibarını daha da zedeleyebilir. Raporun ardından birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'e yönelik yaptırımların artırılması çağrısında bulundu. Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşılarken, Hamas rapordan doğrudan bir alıntı yapmadı.
Rapor, uluslararası ceza hukuku bağlamında da önem taşıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, halihazırda Gazze'deki savaş suçlarına ilişkin bir soruşturma yürütüyor. BM raporunun bu soruşturmada delil olarak kullanılabileceği belirtiliyor. Öte yandan, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri raporu eleştirerek İsrail'in savunma hakkını vurguladı. Rapora en sert tepki ise İsrail yanlısı lobilerden geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in Gazze'deki saldırılarını defalarca kınamış, insani yardım çabalarını sürdürmüştür. BM raporu, Ankara'nın Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası hukukta daha güçlü bir zemine oturmasını sağlayabilir. Özellikle Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde soykırım suçlamalarını gündeme getirmesi, raporun Türk dış politikasına önemli bir dayanak sunacağını göstermektedir. Ayrıca, İsrail ile bölgesel rekabet içinde olan Türkiye için bu rapor, uluslararası kamuoyunda bir koz haline gelebilir.