Birleşmiş Milletler (BM) bağımsız bir soruşturma komisyonu, İsrail güçlerinin Gazze'de keyfi olarak alıkoyduğu hastane müdürü Dr. Hüsam Ebu Safiyye ve diğer Filistinli sağlık personelinin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. BM Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, Dr. Ebu Safiyye'nin ve diğer tıbbi personelin tutuklanmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Komisyon, bu kişilerin hastanelerdeki kritik görevleri nedeniyle özel koruma altında olması gerektiğini belirterek, İsrail'e bu yönde acil adım atması için baskı yapıyor.
Gelişmenin arka planı
Dr. Hüsam Ebu Safiyye, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'nin müdürü olarak görev yapıyor. İsrail güçleri tarafından Aralık 2025'te gözaltına alınan doktor, o tarihten bu yana haber alınamayan bir yerde tutuluyor. Komisyon raporuna göre, Dr. Ebu Safiyye'nin yanı sıra onlarca Filistinli sağlık çalışanı da benzer şekilde keyfi olarak alıkonuldu. Bu kişilerin çoğu, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia ediyor. BM komisyonu, bu eylemlerin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu. Sağlık personelinin hedef alınması, uluslararası toplumda büyük tepki çekmiş ve birçok insan hakları örgütü tarafından kınanmıştı. İsrail yönetimi ise bu iddiaları reddederek, tutuklamaların güvenlik gerekçesiyle yapıldığını savunuyor.
Komisyonun çağrısı, BM İnsan Hakları Konseyi'nin 2021 yılında kurduğu ve İsrail ile Filistinli grupların insan hakları ihlallerini soruşturan bu organın en son girişimi olarak dikkat çekiyor. Komisyon, özellikle sağlık altyapısının hedef alınmasının Filistin halkı üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor. Gazze'deki hastaneler, sürekli saldırılar ve abluka nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya. Tıbbi malzeme ve personel eksikliği, binlerce Filistinli için hayati tehlike oluşturuyor. Dr. Ebu Safiyye'nin tutuklanması, bu zaten kırılgan olan sistemin daha da kötüleşmesine neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece bir insan hakları meselesi değil, aynı zamanda Ortadoğu'da devam eden çatışmaların sağlık altyapısına etkisini de gözler önüne seriyor. BM ve uluslararası kuruluşlar, çatışma bölgelerinde sağlık personelinin korunması gerektiğini sürekli vurguluyor. Ancak uygulamada bu korumanın sağlanamadığı görülüyor. İsrail'in bu tür eylemleri, uluslararası toplumda Filistinlilere yönelik muamelenin daha geniş bir eleştirisine yol açıyor. Özellikle son dönemde Gazze'de artan saldırılar ve abluka, sağlık çalışanlarının hedef alınmasını da beraberinde getirdi. Bu durum, bölgedeki insani krizi daha da derinleştiriyor ve çözüm sürecini olumsuz etkiliyor.
Küresel çapta, BM komisyonunun bu tür raporları, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırma potansiyeli taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörler, sağlık personelinin korunması konusunda net bir duruş sergilemek zorunda kalabilir. Ancak İsrail'in müttefikleri, özellikle de ABD, genellikle İsrail'e yönelik eleştirileri yumuşatma eğiliminde. Bu durum, BM kararlarının etkisini sınırlayabiliyor. Yine de komisyonun raporu, insan hakları örgütleri için önemli bir referans noktası oluşturuyor ve uluslararası hukukun ihlal edildiği yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve BM nezdinde benzer insan hakları ihlallerini sıkça gündeme getiriyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının Filistinlilere yönelik insani yardım ve diplomatik destek çabalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Aynı zamanda, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor; zira Ankara, bölgesel çıkarları doğrultusunda İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. BM komisyonunun çağrısı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini artırması için bir fırsat sunarken, iç kamuoyunda da Filistin yanlısı söylemleri güçlendirebilir.