Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, İsrail'in Suriye'deki ihlallerine ilişkin bir raporu yakında Güvenlik Konseyi'ne sunacaklarını duyurdu. Guterres, BM'nin Suriye'deki insani yardım operasyonlarının, ülke genelindeki ihtiyaçların yalnızca yaklaşık yüzde 20'sini karşılayabildiği uyarısında bulundu. Bu açıklama, Suriye'deki çatışmaların ve işgal politikalarının siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne sererken, uluslararası toplumun Suriye krizine yönelik ilgisinin azaldığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Guterres'in açıklaması, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik artan hava saldırıları ve işgal girişimlerinin gündemde olduğu bir süreçte yapıldı. Özellikle Golan Tepeleri'ndeki tampon bölgede ve çevresinde yaşanan gerilim, BM'nin bölgedeki gözlemci gücünün (UNDOF) hareket kabiliyetini de kısıtlıyor. Guterres, raporun Güvenlik Konseyi'nin 2518 sayılı kararı uyarınca hazırlandığını ve İsrail'in Suriye'deki tüm ihlallerini belgeleyeceğini ifade etti. Bu ihlaller arasında hava saldırıları, toprak ihlalleri ve sivillerin yaşam alanlarının tahrip edilmesi yer alıyor. BM verilerine göre, son bir yılda İsrail'in Suriye'ye yönelik düzenlediği saldırılarda en az 150 sivil hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Ayrıca, İsrail'in bu saldırıları, Suriye'nin zaten kırılgan olan altyapısına da büyük zarar verdi.
BM'nin insani yardım konusundaki uyarısı ise özellikle dikkat çekici. Guterres, “Suriye halkının ihtiyaçları her geçen gün artarken, kaynaklarımız yetersiz kalıyor. Bu durum, milyonlarca insanın temel gıda, sağlık ve barınma hizmetlerine erişimini engelliyor” dedi. BM'nin Suriye için belirlediği insani yardım planının 5,4 milyar dolarlık bütçesinin yalnızca yüzde 20'sinin finanse edilebildiğini belirten Guterres, uluslararası topluma daha fazla destek çağrısında bulundu. Özellikle kış aylarında artan ihtiyaçlar, milyonlarca Suriyelinin zorlu koşullarla mücadele etmesine neden oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Suriye'deki askeri faaliyetleri, bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ediyor. İsrail, İran'ın Suriye'deki askeri varlığını hedef aldığını ve bu saldırıların ulusal güvenliği için gerekli olduğunu savunuyor. Ancak, bu saldırılar uluslararası hukuku ihlal ediyor ve Suriye'nin egemenliğini zedeliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin bu konudaki tutumu ise bölünmüş durumda; ABD İsrail'i desteklerken, Rusya ve Çin daha eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Bu durum, Güvenlik Konseyi'nin etkili bir karar almasını engelliyor.
Suriye'deki insani kriz ise küresel boyutta önemli bir sınav niteliği taşıyor. Savaşın başlamasından bu yana 13 milyondan fazla Suriyeli yerinden edildi ve yaklaşık 6 milyon kişi Türkiye, Lübnan, Ürdün ve diğer komşu ülkelere sığındı. BM Mülteci Örgütü'ne göre, Suriyeli mültecilerin yüzde 90'ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. İnsani yardımların azalması, bu kitlelerin korunmasızlığını artırıyor ve bölgesel göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, Suriye'deki istikrarsızlık, terör örgütlerinin güçlenmesine zemin hazırlayarak küresel güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güneydoğu sınırını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Suriye'deki çatışmalardan en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor; 3,5 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. BM'nin insani yardım kapasitesinin azalması, Türkiye'nin üzerindeki göç yükünü daha da artırabilir. Ayrıca, PKK/YPG gibi terör örgütlerinin Suriye'nin kuzeyindeki varlığı, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını derinleştiriyor. Türkiye, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarının bölgesel istikrarı bozduğunu ve bu durumun Türkiye'nin güvenliğini de tehdit ettiğini değerlendiriyor. Türk hükümeti, BM'nin daha etkin rol almasını ve Suriye'deki sorunların kalıcı çözümüne katkı sağlamasını bekliyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin diplomatik girişimlerini artırması ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik çabalarını sürdürmesi muhtemel.