Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir savaşının, ülkede 45 milyona kadar insanı akut açlıkla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu. WFP'nin yayımladığı rapora göre, İran'da halihazırda ekonomik yaptırımlar ve iç krizler nedeniyle gıda güvensizliği yaşayan 10 milyon kişi bulunuyor. Olası bir askeri müdahale, bu sayıyı katlayarak bölgesel bir insani felakete yol açabilir. Raporda, çatışmaların özellikle gıda ithalatına bağımlı olan İran'da tedarik zincirlerini koparacağı ve fiyatları fırlatacağı vurgulanıyor.
Gelişmenin arka planı
WFP'nin uyarısı, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin durma noktasına gelmesi ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik tehditlerini artırmasıyla gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlatılan maksimum baskı politikası, İran ekonomisini zaten kırılgan hale getirmişti. Biden yönetimi ise diplomasiyi ön plana çıkarsa da, İsrail'in İran'a yönelik hava saldırısı planlarına ilişkin haberler endişeleri tırmandırıyor.
İran, gıda ihtiyacının yaklaşık yüzde 30'unu ithalatla karşılıyor. Ülke, buğdayda kısmen kendine yeterli olsa da, mısır ve soya fasulyesi gibi hayvan yemi hammaddelerinde dışa bağımlı. Olası bir savaşta limanların vurulması veya deniz ticaret yollarının kapanması, temel gıda maddelerine erişimi felç edebilir. WFP, çatışmaların başlamasından 90 gün içinde 30 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini hesaplıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'daki bir insani kriz, sadece ülkeyle sınırlı kalmayacak. Dünya Gıda Programı, komşu ülkelerde de gıda fiyatlarının artacağını ve mülteci akınlarının yaşanabileceğini belirtiyor. Özellikle Irak, Afganistan ve Pakistan gibi gıda güvensizliği yüksek ülkeler, İran'dan gelebilecek göç dalgasından etkilenecek. Ayrıca, küresel petrol fiyatlarının savaş nedeniyle yükselmesi, enerji maliyetlerini artırarak gıda üretim ve nakliye masraflarını da yukarı çekecek.
WFP yetkilileri, diplomasiye dönüşü ve tansiyonun düşürülmesini acil bir ihtiyaç olarak vurguluyor. Örgüt, İran'da 2019'daki protesto dalgasında olduğu gibi, gıda kıtlığının toplumsal çalkantıları tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Bölgedeki yerel kaynaklar ise İran'da gıda stoklarının yalnızca iki aylık bir süreyi kurtarabileceğini, ek müdahale olmadan ülkenin büyük bir açlık kriziyle karşılaşabileceğini aktarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da olası bir savaş ve ardından gelecek açlık krizi, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran'la sınır komşusu olup, enerji ve ticaret ilişkileri bulunmaktadır. Çatışma durumunda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik mülteci akını riski artar. Ayrıca, Türkiye'nin İran'a ihraç ettiği gıda ve sanayi ürünleri kesintiye uğrayabilir. Ekonomik yaptırımların sıkılaşması, Türkiye'nin İran'la olan ticaret hacmini daraltabilir. Bölgesel bir gıda krizi, Türkiye'nin kendi gıda fiyatlarını da etkileyerek enflasyonist baskıyı artırabilir. Türkiye'nin bu senaryoya karşı gıda stoklarını güçlendirmesi ve alternatif tedarik yolları geliştirmesi önem taşımaktadır.