Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı bir denetim organı, İsrail tarafından alıkonulan Filistinli doktor Hussam Abu Safia’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu. Ailesi ve avukatı, Safia’nın hayatının ciddi tehlike altında olduğunu ve işkenceye maruz kaldığına dair güçlü bulgular bulunduğunu açıkladı. BM organı, konuyu ‘keyfi gözaltı’ olarak nitelendirdi ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Gözaltı Süreci ve İddialar
Filistinli doktor Hussam Abu Safia, Gazze’deki El Avde hastanesinde acil tıp uzmanı olarak görev yapmaktaydı. 2023 Ekim ayının sonlarında, kuzey Gazze’deki bir kontrol noktasında İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı. O tarihten bu yana kendisinden haber alınamıyordu. Ailesi ve avukatı, Safia’nın görüldüğü son anlarda fiziksel şiddet izleri taşıdığını, ellerinde kelepçe izleri ve vücudunda morluklar olduğunu belirtti. Ayrıca, sorgu sırasında elektrik şoku ve suda bekletme gibi yöntemlerle işkenceye tabi tutulduğu iddia ediliyor.
İsrail ordusu ise, Safia’nın ‘güvenlik gerekçesiyle’ gözaltına alındığını ve hakkında soruşturma yürütüldüğünü duyurdu. Ancak somut bir delil ya da suçlama kamuoyuyla paylaşılmadı. BM organı, İsrail’in bu tür gerekçelerle sağlık personelini hedef almasının uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğunu kaydetti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasında sağlık çalışanlarının giderek artan bir şekilde hedef haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de 500’den fazla sağlık çalışanı hayatını kaybetti. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail güçlerinin hastane ve sağlık merkezlerine yönelik saldırılarını defalarca kınadı. Abu Safia vakası, bu bağlamda sağlık personelinin korunmasına yönelik uluslararası mekanizmaların ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor.
BM İnsan Hakları Konseyi’nin bu çağrısı, İsrail’e yönelik uluslararası baskının artmasına neden olabilir. Ancak geçmişte benzer çağrıların İsrail tarafından dikkate alınmadığı biliniyor. Bu durum, uluslararası toplumun insan hakları ihlalleri karşısında caydırıcılık sağlayamadığını ve iki standartlı tutumun sürdüğünü gösteriyor. Abu Safia’nın akıbeti, Gazze’deki sağlık krizinin boyutlarına dair önemli bir gösterge oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve insani yardım politikalarıyla bu tür insan hakları ihlallerine karşı net tutum sergilemektedir. Hussam Abu Safia’nın durumu, Türkiye’nin uluslararası platformlarda Filistinli sağlık çalışanlarının korunması yönündeki çağrılarını güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye’nin BM nezdinde aktif bir rol üstlenmesi ve İsrail’e yönelik yaptırım çağrılarına destek vermesi beklenebilir. Bu olay, Ankara’nın bölgesel aktörlerle iş birliği içinde insani krize dikkat çekme çabalarını da yeniden gündeme taşıyabilir.