Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Çarşamba günü New York'ta düzenlenen Genel Kurul oturumunda 15 yeni üyesini rekabetsiz oylamayla belirledi. Seçilen ülkeler arasında insan hakları sicili tartışmalı olan bazı ülkelerin de bulunması, uluslararası hak örgütlerinin tepkisine yol açtı. Örgütler, rekabetsiz seçimin hesap verebilirlik mekanizmasını zayıflattığını savunuyor.
Seçimin arka planı ve tepkiler
BM İnsan Hakları Konseyi, 47 üyeden oluşuyor ve üyeler üç yıllık bir süre için seçiliyor. Genel Kurul'da yapılan oylamada her bölge grubundan belirli sayıda üye belirleniyor. Bu yılki seçimde bazı bölge gruplarında aday sayısının sandalye sayısını aşmaması nedeniyle oylama rekabetsiz gerçekleşti. Bu durum, ülkelerin insan hakları performansına bakılmaksızın otomatik olarak konseye girmesi anlamına geliyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, seçim sonuçlarını eleştirerek, konseyin itibarını koruması için üye seçiminde daha titiz davranılması gerektiğini belirtti. Özellikle bazı ülkelerin iç siyasette insan hakları ihlalleriyle gündeme gelmesi, konseyin etkinliğine gölge düşürüyor. Hak örgütleri, rekabetsiz seçimlerin ülkeleri reform yapmaya teşvik etmediğini ve hesap verebilirlik mekanizmasını zayıflattığını vurguluyor.
Küresel boyut ve konseyin işlevi
BM İnsan Hakları Konseyi, 2006 yılında kurulduğundan bu yana insan hakları ihlallerini incelemek, raporlamak ve ülkelere tavsiyelerde bulunmakla görevli. Ancak konseyin etkinliği, üyelerinin siyasi irade ve taahhüdüne bağlı. Rekabetsiz seçimler, konseyin tarafsızlığı ve etkililiği konusundaki soru işaretlerini artırıyor. Ayrıca, konsey kararlarının bağlayıcı olmaması, uygulama noktasında zafiyet yaratıyor.
Seçilen ülkeler arasında, insan hakları sicili nedeniyle daha önce eleştirilen ülkelerin bulunması, konseyin meşruiyetini tartışmaya açıyor. Bu durum, BM sisteminde insan hakları mimarisinin güçlendirilmesi çabalarını da olumsuz etkiliyor. Sivil toplum kuruluşları, üye seçiminde insan hakları kriterlerinin daha etkin uygulanması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM İnsan Hakları Konseyi'ne zaman zaman üye olmuş ve insan hakları alanındaki taahhütlerini uluslararası platformlarda dile getirmiştir. Konsey'in rekabetsiz seçimle belirlenmesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel dinamikleri etkileyebilir. Özellikle Batılı ülkelerle insan hakları diyaloğunda yaşanan sorunlar düşünüldüğünde, konseyin etkinliği ve seçim sürecinin şeffaflığı, Türkiye'nin uluslararası itibarı ve diplomatik pozisyonu açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Ayrıca, konseyin kararları, Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinin yorumlanmasında referans oluşturabilir.