Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerinde (BMİDÇS) zengin ülkeler ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen savunmasız ülkelerden oluşan bir koalisyon, fosil yakıt çıkarlarının iklim bilimini hedef alan saldırılarına karşı koymak için harekete geçti. Koalisyon, bilimsel verilerin görüşmelerde çarpıtılmasına ve endüstri lobiciliğinin karar alma sürecini etkilemesine izin vermeyeceklerini açıkladı. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında yürütülen müzakerelerde, bazı zengin ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu bu ittifak, iklim bilimini koruma taahhüdünde bulundu.
Koalisyonun Oluşumu ve Hedefleri
Fosil yakıt endüstrisinin küresel ısınmayı inkar eden veya hafifeten kampanyalarına karşı bir blok oluşturan koalisyon, bilimsel gerçeklerin müzakere masasında tartışılmaz olduğunu vurguladı. İttifakta, iklim değişikliğine karşı en kırılgan olan ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin yanı sıra, bazı Avrupa Birliği üyeleri ve diğer gelişmiş ekonomiler yer alıyor. Koalisyon, fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliği konusunda şüphe yaratma çabalarına karşı, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarının ve diğer hakemli bilimsel çalışmaların otoritesini savunmayı hedefliyor.
Müzakere sürecinde, bazı ülkelerin ve endüstri temsilcilerinin, bilimsel verileri kendi çıkarlarına göre yorumlama veya tamamen reddetme girişimleri, koalisyon tarafından “bilime saldırı” olarak nitelendirildi. Bu saldırıların, özellikle 1,5°C hedefi ve fosil yakıtlardan çıkış gibi kritik konularda ilerlemeyi engellediği belirtildi. Koalisyon, her türlü bilimsel olmayan iddiaya karşı ortak bir duruş sergileme ve müzakerelerin bilimsel temelde ilerlemesini sağlama kararı aldı.
Küresel Boyut ve Zorluklar
Bu gelişme, iklim müzakerelerinin giderek daha fazla kutuplaştığı bir dönemde yaşanıyor. Bir yandan fosil yakıt bağımlılığı yüksek olan ülkeler, ekonomik kaygılar nedeniyle hızlı bir dönüşüme yanaşmazken, diğer yandan iklim krizinin en ağır sonuçlarını yaşayan ülkeler acil eylem talep ediyor. Koalisyonun oluşumu, bilimin siyasi pazarlıkların kurbanı olmasını engellemeyi amaçlıyor. Ancak, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gerilimler, bu çabaları zorlaştırabilir.
Özellikle, Birleşmiş Milletler'in COP toplantılarında, fosil yakıt lobisinin etkisi yıllardır eleştiriliyor. 2023 yılında COP28'de ilk kez fosil yakıtlardan “uzaklaşma” ifadesinin kullanılmasına rağmen, bu kararın uygulanması yönünde somut adımlar atılmış değil. Koalisyon, bu tür zayıf ifadelerin bilimsel gerekliliklerle örtüşmediğini savunuyor ve daha güçlü bir dil ile bağlayıcı taahhütler istiyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en savunmasız ülkelerin, kayıp ve zarar fonu gibi mekanizmalardan yeterince faydalanamaması da koalisyonun gündemindeki önemli konular arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler arasında bir köprü konumunda. Bu koalisyonun oluşumu, Türkiye'nin iklim diplomasisinde tarafını netleştirmesi gerektiğini gösteriyor. Bir yandan fosil yakıt ithalatına bağımlı olan Türkiye, diğer yandan yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek bir ülke. Bilimsel verilerin müzakerelerde korunması, Türkiye'nin uzun vadeli iklim hedefleri ve yeşil dönüşüm stratejileri açısından olumlu bir gelişme. Ancak, koalisyonun fosil yakıt çıkarlarına karşı sert duruşu, Türkiye'nin enerji politikalarında denge arayışını zorlayabilir. Bölgesel olarak, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin etkileri (kuraklık, orman yangınları) Türkiye'yi doğrudan tehdit ediyor; bu nedenle bilime dayalı karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi Türkiye'nin de yararına olacaktır.