Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'deki İran destekli Husilerin (Ansar Allah) son dönemde artan saldırılarına ilişkin derin endişe duyduğunu açıkladı. BM yetkilileri, özellikle uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin ve sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Açıklama, bölgedeki tansiyonun yükseldiği bir dönemde geldi ve uluslararası toplumun Yemen'deki çatışmanın yayılma riskine karşı uyarılarını artırdığı bir sürece denk geldi.
Gelişmenin arka planı
BM Genel Sekreteri Sözcüsü tarafından yapılan yazılı açıklamada, Husilerin Yemen'in kuzeyindeki askeri hareketliliği ve insani yardım koridorlarına yönelik engellemeleri kınandı. Açıklamada, “Husilerin son haftalarda artan saldırıları, sivillerin hayatını riske atıyor ve zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştiriyor” ifadelerine yer verildi. BM, taraflara ateşkes çağrısını yinelerken, uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlattı.
Husiler, geçtiğimiz aylarda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Özellikle Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik tehditler, küresel enerji ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açma potansiyeli taşıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin bazı üyeleri, bu saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirterek Husilere yönelik yaptırımların artırılması çağrısında bulundu.
Bölgesel veya küresel boyut
Yemen'deki çatışma, 2015'ten bu yana Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ile İran destekli Husiler arasında sürüyor. BM'nin arabuluculuğunda 2022'de sağlanan ateşkes büyük ölçüde ayakta kalmış ancak kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılamamıştı. Son dönemde Husilerin saldırılarını artırması, İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılma riskini de gündeme getirdi. Husiler, İsrail'e yönelik füze fırlattıklarını açıklayarak, Filistin'e destek verdiklerini iddia ediyor. Bu durum, Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerini artırırken, ABD ve müttefikleri bölgede askeri varlıklarını güçlendirdi.
Uzmanlar, Husilerin saldırılarının yalnızca Yemen'le sınırlı kalmayabileceğini, küresel deniz ticaretini tehdit ederek ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Süveyş Kanalı'na alternatif rotaların gündeme gelmesi, nakliye maliyetlerini artırabilir ve küresel enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. BM'nin derin endişesi, bu bağlamda yalnızca insani değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik bir uyarı olarak da okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmanın derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve enerji güvenliği politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarının güvenliğine önem veriyor; bu güzergah, Türk limanlarına ulaşan ticaretin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Husilerin saldırıları, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticaretini ve enerji ithalatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılması riski, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını ve bölgesel politikalarını zora sokabilir. Ankara, BM'nin çağrılarına destek verirken, Yemen'de kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm sürecinin yeniden canlandırılması için diplomatik girişimlerini sürdürme eğiliminde. Bu bağlamda Türkiye, hem insani yardım hem de istikrarın sağlanması için uluslararası toplumla işbirliğini artırabilir.