Tunus'un ana muhalefet partisi Ennahda Hareketi'nin lideri Raşid Gannuşi, kendisine hastanede uygulanan “tam tecrit” uygulamasını protesto etmek amacıyla beş gündür açlık ve ilaç grevi yapıyor. Savunma ekibi tarafından yapılan açıklamada, Gannuşi'nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve bu eylemin, kendisine yönelik insanlık dışı muameleye karşı bir direniş olduğu belirtildi. Gannuşi'nin avukatları, yetkilileri derhal müdahale etmeye ve Gannuşi'nin maruz kaldığı izolasyon uygulamasına son vermeye çağırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Raşid Gannuşi, Tunus'ta 2021 yılında Cumhurbaşkanı Kays Said'in anayasal düzeni askıya alıp parlamentoyu feshetmesi ve yetkileri tek başına toplamasıyla başlayan süreçte gözaltına alınan önemli siyasi isimlerden biri. 2023 yılında “devlete karşı komplo kurmak” suçlamasıyla tutuklanan Gannuşi, hakkındaki suçlamaları reddediyor ve yargı sürecinin siyasi olduğunu savunuyor. Gannuşi, uzun süredir kalp rahatsızlığı ve diyabet gibi sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görüyor; ancak savunma ekibi, hastanede kendisine uygulanan tecrit koşullarının sağlık durumunu daha da kötüleştirdiğini ifade ediyor.
Tunus hükümeti ise Gannuşi'nin sağlık durumunun iyi olduğunu ve gerekli tıbbi bakımın sağlandığını öne sürüyor. Ancak bağımsız gözlemciler ve insan hakları örgütleri, Gannuşi'nin yanı sıra aralarında eski bakanların ve muhalefet liderlerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin tutuklu bulunduğu Tunus'ta adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtiyor. Gannuşi'nin başlattığı bu protesto, ülkedeki siyasi krize dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gannuşi'nin açlık grevi, sadece Tunus iç siyasetinde değil, bölgesel ve uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Ennahda Hareketi, Kuzey Afrika'da İslamcı demokrasi modelinin önemli bir temsilcisi olarak görülüyor. Bu nedenle Gannuşi'nin tutuklanması ve kötü muameleye maruz kaldığı yönündeki haberler, uluslararası insan hakları kuruluşlarının Tunus yönetimine yönelik eleştirilerini artırdı.
CNN ve Al Jazeera gibi uluslararası medya kuruluşları, Gannuşi'nin durumunu geniş şekilde ele alıyor. Avrupa Birliği ve ABD yönetimi, Tunus'ta demokratik sürecin geri dönüşü çağrısında bulunuyor. Öte yandan, Kays Said yönetiminin otoriterleşme eğilimi, ülkenin turizm ve yatırım ortamını olumsuz etkiliyor; ülke ekonomisi zaten derin bir krizle boğuşuyor. Bu durum, Tunus'taki siyasi istikrarsızlığın bölgeye yayılma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tunus'taki gelişmeleri yakından izliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce Kays Said ile görüşerek Tunus'taki siyasi krizin aşılması için diyalog çağrısında bulunmuştu. Gannuşi'nin açlık grevi, Türkiye'nin Kuzey Afrika'daki istikrar ve demokrasi vurgusuyla örtüşen bir konu. Ankara, bölgede darbelere ve otoriterleşmeye karşı demokratik meşruiyeti destekleme politikası izliyor. Gannuşi'nin durumu, Türkiye'nin Tunus'taki muhalefetle olan ilişkilerini de etkileyebilir; zira Ennahda Hareketi, geçmişte AK Parti ile yakın ilişkiler kurmuştu. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu koruma ve demokrasi savunuculuğu rolünü sürdürme açısından önem taşıyor.