Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) yeni raporu, hükümetlerin acil önlem almaması halinde hayvancılık sektöründe antibiyotik kullanımının önümüzdeki 15 yıl içinde yaklaşık üçte bir oranında artacağı uyarısında bulundu. Rapora göre, 2020'de 99.502 ton olan hayvansal antibiyotik tüketimi, 2035 yılına kadar 132.146 tona ulaşabilir. Bu artış, antibiyotiklere karşı direnç gelişimini hızlandırarak insanlarda tedavisi zor enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açabilir. FAO, 19-21 Şubat tarihlerinde Roma'da düzenlenen Tarım Komitesi toplantısında yayımladığı raporda, antibiyotik direncinin küresel bir halk sağlığı krizi haline geldiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı: Antibiyotik direnci küresel tehdit
Antibiyotikler, hayvancılıkta hastalıkları tedavi etmek, önlemek ve büyümeyi teşvik etmek amacıyla yaygın olarak kullanılıyor. Ancak bu kullanım, bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç kazanmasına neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), antibiyotik direncini küresel sağlık, gıda güvenliği ve kalkınma için en büyük tehditlerden biri olarak tanımlıyor. FAO raporu, mevcut eğilimler devam ederse 2035 yılına kadar antibiyotik kullanımının %33 artacağını, ancak hükümetlerin kısıtlayıcı politikalar uygulaması halinde bu artışın %10'un altına çekilebileceğini belirtiyor.
Raporda, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki büyüyen hayvancılık sektörünün, antibiyotik kullanımındaki artışın ana itici gücü olduğu ifade ediliyor. Asya, Afrika ve Latin Amerika'da artan et talebi, endüstriyel hayvancılığı teşvik ediyor. Örneğin, Asya-Pasifik bölgesi şu anda küresel hayvansal antibiyotik kullanımının %60'ından fazlasını oluşturuyor. Rapora göre, 2035 yılına kadar en büyük artışın Asya'da beklenmesi, bu bölgenin kilit müdahale alanı olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İnsan sağlığına etkileri
Antibiyotik direnci, sadece hayvan sağlığını değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit ediyor. Antibiyotiklere dirençli bakteriler, gıda zinciri ve çevre yoluyla insanlara geçebiliyor. FAO raporu, dirençli enfeksiyonların tedavi maliyetini artırdığını, hastanede kalış sürelerini uzattığını ve ölüm oranlarını yükselttiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler, antibiyotik direncinin 2050 yılına kadar 10 milyon ölüme neden olabileceğini tahmin ediyor.
Küresel önlemler arasında, antibiyotiklerin büyüme teşvik edici olarak kullanımının yasaklanması, veteriner ilaçlarının reçeteye bağlanması ve alternatif tedavi yöntemlerinin teşvik edilmesi yer alıyor. Avrupa Birliği, 2006 yılında yem katkı maddesi olarak antibiyotik kullanımını yasaklamıştı. Ancak dünyanın birçok bölgesinde bu uygulama devam ediyor. FAO, ülkeleri ulusal eylem planları oluşturmaya ve antibiyotik kullanımını izlemeye çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hayvancılık sektörü ve gıda güvenliği açısından bu raporun bulgularına dikkat etmelidir. Türkiye'de de büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta antibiyotik kullanımının denetimi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Ancak AB uyum sürecinde, özellikle antibiyotiklerin büyüme teşvik edici olarak kullanımının yasaklanması ve reçete zorunluluğu getirilmesi gibi adımlar atılmıştır. Yine de, raporda vurgulanan artış eğilimi, Türkiye'nin de daha sıkı izleme ve kontrol mekanizmaları kurması gerektiğini göstermektedir. Küresel gıda tedarik zincirinde yer alan Türkiye, antibiyotik direncinin yayılmasını önlemek için hem ulusal politikalarını güçlendirmeli hem de uluslararası iş birliğine katkı sağlamalıdır.