Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Haiti'deki çete faaliyetlerini bastırmak amacıyla konuşlandırılan Çok Uluslu Güvenlik Destek Misyonu'nun (MSS) görev süresini altı ay süreyle uzatma kararı aldı. Karar, ülkedeki güvenlik durumunun giderek kötüleşmesi ve misyonun bugüne kadar kayda değer bir başarı elde edememesi nedeniyle alındı. Haiti'de silahlı çeteler başkent Port-au-Prince'in büyük bölümünü kontrol ediyor ve milyonlarca kişiyi yerinden eden şiddet olayları sürüyor.
Güvenlik krizi derinleşiyor
Haiti, yıllardır siyasi istikrarsızlık, ekonomik çöküş ve artan çete şiddetiyle boğuşuyor. 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moïse'in suikaste kurban gitmesinin ardından ülke daha da kaotik bir hale geldi. Çeteler, hastaneler, okullar ve kritik altyapı tesislerine saldırılar düzenleyerek halkı sindiriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece bu yıl içinde binlerce kişi öldürüldü ve yüz binlerce kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Ayrıca gıda güvensizliği had safhada; nüfusun önemli bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda.
Kenya öncülüğünde oluşturulan ve yaklaşık 1.000 polis memurundan oluşan MSS, Ekim 2023'te Haiti'ye konuşlandırıldı. Misyonun amacı, Haiti Ulusal Polisi'ne destek sağlamak, çetelerle mücadele etmek ve insani yardımların güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlamak. Ancak aradan geçen sürede güvenlik güçleri, çetelere karşı etkili bir üstünlük kuramadı. Sınırlı personel, yetersiz ekipman ve lojistik zorluklar nedeniyle operasyonlar istenen düzeyde ilerlemedi. Üstelik çeteler, kontrollerindeki bölgeleri genişletmeye devam etti.
BM Güvenlik Konseyi'nin uzatma kararı, misyonun görev tanımında önemli bir değişiklik yapmaksızın mevcut yetkilerin devamını sağlıyor. Karar metninde, Haiti hükümetine ve uluslararası topluma, çete şiddetiyle mücadelede daha fazla kaynak ve işbirliği çağrısı yapıldı. Ancak bazı Konsey üyeleri, misyonun etkinliğini artırmak için daha kapsamlı bir strateji gerektiğini vurguladı. Özellikle insan hakları ihlalleri ve misyonun sivil halk üzerindeki etkileri konusunda endişeler dile getirildi.
Uluslararası toplumun ikilemi
Haiti'deki kriz, uluslararası toplum için karmaşık bir sınav haline gelmiş durumda. Bir yandan çete şiddetinin sona erdirilmesi ve insani yardımların ulaştırılması için acil müdahale gerekiyor; diğer yandan geçmişteki BM müdahalelerinin yol açtığı olumsuz sonuçlar (kolera salgını, cinsel istismar iddiaları) yeni bir misyona karşı güvensizlik yaratıyor. Haiti halkının bir kısmı, uluslararası güçlerin varlığını egemenliğe müdahale olarak görüyor. Ayrıca, MSS'nin finansmanı ve personel katkısı konusunda sıkıntılar yaşanıyor; birçok ülke asker göndermeye isteksiz.
Bölgesel örgütlerden CARICOM ve Amerika Devletleri Örgütü (OAS), Haiti'de siyasi diyalog ve seçimlerin bir an önce yapılması çağrısında bulunuyor. Ancak güvenlik ortamı seçim düzenlemeye elverişli değil. Ülkenin geçici hükümeti, seçimleri organize etmekte zorlanıyor ve halkın oy verme sürecine güveni düşük. Uzmanlar, kalıcı bir çözüm için sadece güvenlik değil, aynı zamanda siyasi uzlaşı, yargı reformu ve ekonomik kalkınma gerektiğini belirtiyor.
BM'nin altı aylık uzatma kararı, kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da, kapsamlı bir çözüm sunmuyor. Önümüzdeki dönemde misyonun etkinliği, uluslararası toplumun vereceği destek ve Haiti'nin kendi kurumlarının güçlendirilmesine bağlı. Aksi halde ülke, daha da derin bir kaosa sürüklenebilir ve bölgesel istikrar olumsuz etkilenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki gelişmeler, Türkiye'nin doğrudan bir çıkar alanına girmese de, küresel güvenlik ve insani kriz yönetimi açısından önem taşıyor. Türkiye, BM barışı koruma operasyonlarına katkı sağlayan bir ülke olarak, Haiti gibi kriz bölgelerindeki uluslararası çabaları yakından izliyor. Ayrıca, Karayipler'deki istikrarsızlık, deniz ticareti ve enerji güvenliği üzerinden dolaylı ekonomik etkiler yaratabilir. Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler ile artan ticari ilişkileri göz önüne alındığında, bölgedeki istikrarın korunması Ankara'nın ekonomik diplomasisi açısından da önemli. Bununla birlikte, Türkiye'nin Haiti'ye yönelik somut bir politikası bulunmuyor; daha çok insani yardım ve çok taraflı platformlarda işbirliği ile sınırlı kalıyor.