Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter Antonio Guterres'in görev süresinin 2026 sonunda dolmasının ardından koltuğa oturacak yeni Genel Sekreteri belirlemek amacıyla yürütülen seçim sürecinde dördüncü gayri resmi yoklamayı (straw poll) gerçekleştirdi. Eylül ayı Güvenlik Konseyi Başkanı, yoklama sonuçlarının her adaya, aday gösteren üye devletlerin daimi temsilcileri aracılığıyla bildirileceğini açıkladı.
Guterres sonrası dönemde seçim takvimi nasıl işliyor?
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin seçimi, kuruluşun en kritik ve en az şeffaf süreçlerinden biri olarak biliniyor. Anlaşma gereği Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi'nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanıyor. Ancak tavsiye kararının alındığı Güvenlik Konseyi koridorlarında yapılan oylamalar kapalı kapılar ardında gerçekleşiyor. Beş daimi üyenin (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere) veto hakkı bulunduğu için süreç, büyük güçler arasında hassas bir denge gözetilmesini gerektiriyor.
Straw poll olarak adlandırılan gayri resmi yoklamalar, adayların ne kadar destek aldığını ve özellikle veto tehdidiyle karşılaşıp karşılaşmadıklarını göstermesi açısından önem taşıyor. Bu yoklamalarda daimi üyelerin kullandığı oylar renk kodlarıyla ayrıştırılıyor; böylece bir adayın genel destek düzeyi ile daimi üyelerin tutumu ayrı ayrı okunabiliyor. Konsey başkanlığı, oy dağılımına ilişkin ayrıntıları kamuoyuyla paylaşmıyor; sonuçlar yalnızca ilgili adaylara iletilmekle yetiniliyor.
Dördüncü tura kadar yapılan yoklamalarda adayların aldığı oylar, aday listesinin daralıp daralmayacağına dair sinyal olarak değerlendiriliyor. Süreç, 2026 yılı boyunca yeni tur yoklamalar ve nihayetinde Güvenlik Konseyi'nin resmi tavsiye kararıyla sonuçlanacak. Genel Kurul'un ataması ise büyük ölçüde biçimsel bir aşama olarak görülüyor.
Adaylar ve bölgesel denge meselesi
Genel Sekreterlik yarışında bu dönem çok sayıda adayın ismi geçiyor. Bölgesel rotasyon teamülü uyarınca, bu kez Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden bir ismin koltuğa oturması bekleniyor; çünkü en son 1991-1996 arasında Mısırlı Butros Gali görev yapmış ve o tarihten bu yana bölge temsil edilmemişti. Ancak Doğu Avrupa grubunun da 2026 için aday çıkarma konusunda istekli olduğu biliniyor. Bu durum, seçim sürecinde coğrafi denge tartışmalarını derinleştiriyor.
Adaylar arasında Şili'nin eski Devlet Başkanı Michelle Bachelet, Kosta Rikalı diplomat Rebeca Grynspan, Barbadoslu Mia Mottley ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Arjantinli Rafael Grossi gibi isimler öne çıkıyor. Ayrıca Doğu Avrupa grubundan adaylar da sürece dahil oldu. Kadın adayların ağırlıkta olduğu bir listede, BM'nin 80 yıllık tarihinde ilk kez bir kadın Genel Sekreter seçilip seçilmeyeceği sorusu da gündemin merkezinde yer alıyor.
Büyük güçlerin tercihleri ise adayların şansını doğrudan etkiliyor. ABD, Çin ve Rusya'nın desteklediği isimlerin örtüşmemesi durumunda seçim süreci aylarca sürüncemede kalabiliyor. Bu nedenle yoklama turlarının sonuçları, yalnızca adayların performansını değil, aynı zamanda büyük güçler arasındaki pazarlığın seyrini de yansıtıyor.
Seçim sürecinin küresel yansımaları
BM Genel Sekreterliği, küresel iklim müzakerelerinden barışı koruma operasyonlarına, insani yardım koordinasyonundan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine kadar geniş bir alanda belirleyici rol oynuyor. Yeni Genel Sekreter'in, çok kutuplu dünya düzeninde artan jeopolitik gerilimler, Ukrayna ve Gazze gibi krizlerde arabuluculuk kapasitesi ve Güvenlik Konseyi'nin reformu tartışmalarında nasıl bir tutum izleyeceği merak ediliyor. Ayrıca BM'nin finansman sıkıntısı, barış gücü misyonlarının etkinliği ve iklim finansmanı gibi başlıklar yeni Genel Sekreter'i bekleyen başlıca sorunlar arasında bulunuyor.
Seçim sürecinin şeffaflığı da sivil toplum kuruluşları tarafından sıkça eleştiriliyor. Adayların kamuoyu önünde tartışma programlarına katılması ve Güvenlik Konseyi üyeleriyle açık oturumlarda bir araya gelmesi yönünde çağrılar yapılıyor. Ancak şu ana kadar bu talepler sınırlı ölçüde karşılık buldu. Dördüncü yoklama turunun ardından sürecin daha da hızlanması ve aday listesinin netleşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BM Genel Sekreterliği seçimini yakından izleyen ülkeler arasında yer alıyor. Yeni Genel Sekreter'in özellikle Suriye, Filistin, Kıbrıs ve Dağlık Karabağ gibi Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren başlıklarda izleyeceği tutum, Ankara'nın çok taraflı diplomasi stratejisi açısından belirleyici olacak. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi reformu ve "Dünya Beşten Büyüktür" söylemi doğrultusunda, seçilecek ismin veto sistemine ve temsil adaletine yaklaşımı da kritik. Ayrıca insani yardım ve barışı koruma alanlarında iş birliği imkanları, Türkiye'nin BM sistemi içindeki etkinliğini doğrudan etkileyebilir.