Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çete şiddetinin insani krizi derinleştirdiği Haiti'ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Guterres, başkent Port-au-Prince'de BM onaylı yeni bir Çete Baskılama Gücü'nü (Gang Suppression Force) denetledi. Bu gücün önümüzdeki haftalarda faaliyete geçmesi bekleniyor. Haiti, silahlı çetelerin kontrolü ele geçirdiği ve hükümet otoritesinin neredeyse tamamen çöktüğü bir kaos ortamında yaşıyor. BM yetkilileri, bu ziyaretin uluslararası toplumun Haiti'ye olan bağlılığını yeniden teyit etme ve krize acil çözüm bulma amacı taşıdığını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Haiti, uzun yıllardır siyasi istikrarsızlık, yoksulluk ve doğal afetlerle boğuşuyor. 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse'nin suikastından bu yana ülke daha da derin bir krize sürüklendi. Çeteler, başkent Port-au-Prince'in büyük bölümünü kontrol ediyor; gasplar, cinayetler, tecavüzler ve adam kaçırmalar günlük hayatın bir parçası haline geldi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında çete şiddeti nedeniyle en az 4.000 kişi hayatını kaybetti, 3.000'den fazla kişi kaçırıldı ve 200.000'den fazla kişi yerinden edildi. Bu durum, Haiti nüfusunun yaklaşık yarısının (5,2 milyon kişi) acil insani yardıma ihtiyaç duymasına yol açtı. Gıda güvensizliği kritik seviyeye ulaştı; her dört çocuktan biri akut yetersiz beslenme ile karşı karşıya.
BM Güvenlik Konseyi, Ekim 2023'te Kenya liderliğindeki çok uluslu bir gücün Haiti'ye konuşlandırılmasına onay verdi. "Çete Baskılama Gücü" olarak adlandırılan bu misyonun, Haiti polisine çetelerle mücadelede destek olması planlanıyor. Ancak bu gücün konuşlandırılması, fon eksikliği ve lojistik sorunlar nedeniyle birkaç kez ertelendi. Guterres'in ziyareti, bu sürecin hızlandırılması ve uluslararası toplumun Haiti'ye yönelik taahhütlerinin somut adımlara dönüşmesi açısından kritik.
Bölgesel veya küresel boyut
Haiti'deki kriz, yalnızca ada ülkesini değil, tüm Karayipler bölgesini ve ötesini etkiliyor. Çete şiddeti, düzensiz göç dalgalarına neden oluyor. Haiti'den kaçan binlerce kişi, deniz yoluyla komşu ülkelere (Dominik Cumhuriyeti, Bahamalar, ABD) ulaşmaya çalışıyor. Bu durum, bölge ülkelerinin sınır güvenliği ve göç yönetimi kapasitelerini zorluyor. Ayrıca çeteler, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi ulusötesi suç ağlarıyla bağlantılı olduğundan, Haiti'deki istikrarsızlık tüm Amerika kıtası için bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.
ABD, Haiti'deki krizin yakından takipçisi olmasına rağmen, iç siyasi tartışmalar ve fon kısıtlamaları nedeniyle sınırlı bir rol oynuyor. Bu boşluğu doldurmaya çalışan Kenya öncülüğündeki gücün etkinliği ise henüz test edilmedi. BM yetkilileri, Haiti'de kalıcı bir çözümün ancak siyasi istikrar, ekonomik kalkınma ve güçlü bir polis teşkilatının inşası ile mümkün olacağını vurguluyor. Guterres'in ziyareti, bu uzun vadeli hedeflere ulaşmak için uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki gelişmeler, Türkiye'nin doğrudan bir tarafı olmadığı bir bölgede yaşansa da, küresel bir perspektiften değerlendirildiğinde önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Latin Amerika'da insani yardım ve kalkınma projeleriyle daha aktif bir dış politika izliyor. Haiti'deki kriz, uluslararası toplumun zayıf devletlerde çöken güvenlik ve insani durumla nasıl başa çıkması gerektiğine dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin, özellikle Somali gibi benzer krizlerde edindiği deneyim, BM barışı koruma misyonlarına katkı sağlama ve kırılgan devletlere destek olma konusunda önemli bir referans oluşturuyor. Ayrıca, Haiti'deki çete şiddetinin yol açtığı düzensiz göç dalgaları, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya yönelen göç akımlarıyla benzerlikler taşıyor. Türkiye, kendi göç yönetimi deneyimiyle, bu tür krizlerin küresel etkilerini anlamak ve uluslararası işbirliği mekanizmalarını geliştirmek adına Haiti'deki durumu yakından takip etmelidir.