Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, görev süresinin son konuşmasında dünyanın içinde bulunduğu derin bölünmüşlüğe dikkat çekerek sert uyarılarda bulundu. Guterres, savaşlar, eşitsizlik, iklim değişikliği ve yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmelerin, birbirinden kopmuş bir dünyanın üstesinden gelmekte zorlanacağını vurguladı. New York'taki BM Genel Merkezi'nde yaptığı veda konuşması, uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu çoklu krizlere dair çarpıcı bir bilanço niteliği taşıdı.
Görev süresinin son mesajı: Çoklu krizler ve derinleşen ayrışma
António Guterres, 2017'den bu yana yürüttüğü Genel Sekreterlik görevinin sonunda, uluslararası sistemin karşı karşıya olduğu tehditleri sıraladı. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki istikrarsızlık, Sudan'daki iç çatışma ve Sahel bölgesindeki güvenlik sorunları, Guterres'in gündeminde öne çıkan başlıklardı. Guterres, bu çatışmaların küresel yönetişim mekanizmalarını felç ettiğini ve BM Güvenlik Konseyi'nin etkinliğinin sorgulandığını belirtti.
İklim değişikliği konusunda da karamsar bir tablo çizen Guterres, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütlerini yerine getirmediğini ve küresel sıcaklık artışının 1,5 derece hedefinin ciddi risk altında olduğunu ifade etti. Guterres, iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini savundu.
Yapay zekâ alanındaki hızlı ilerlemeye de değinen Guterres, düzenlenmemiş yapay zekâ kullanımının dezenformasyon, işsizlik ve insan hakları ihlalleri gibi riskleri beraberinde getirdiğini söyledi. Uluslararası toplumun yapay zekâ yönetişimi konusunda ortak bir çerçeve oluşturmakta yavaş kaldığını eleştirdi.
Küresel yankılar ve bölgesel etkiler
Guterres'in konuşması, ABD'nin öncülük ettiği liberal uluslararası düzenin karşı karşıya olduğu meşruiyet krizini bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle ABD-Çin rekabeti, Avrupa'daki güvenlik mimarisi ve Orta Doğu'daki güç dengeleri, BM'nin arabuluculuk kapasitesini sınırlıyor. Guterres, çok taraflılığın zayıflamasının yalnızca küçük ve kırılgan ülkeleri değil, tüm küresel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Konuşma, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin BM reformu taleplerini de yansıtıyor. Afrika ve Latin Amerika ülkeleri, Güvenlik Konseyi'nde daha fazla temsil hakkı ve uluslararası finans kurumlarında daha adil bir söz hakkı istiyor. Guterres, bu taleplerin dikkate alınmaması halinde BM'nin meşruiyetinin daha da erozyona uğrayacağı uyarısında bulundu.
Öte yandan, ABD yönetiminin BM'ye yönelik tutumu da belirsizliğini koruyor. Washington, bazı BM kuruluşlarına yaptığı finansal katkıları gözden geçirirken, Çin'in BM bünyesindeki etkisini artırması dikkat çekiyor. Bu durum, BM'nin gelecekteki rolü ve etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Guterres'in uyarıları, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi ve bölgesel güvenlik politikaları açısından önemli ipuçları içeriyor. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi reformu ve "Dünya Beşten Büyüktür" söylemiyle zaten küresel yönetişimdeki adaletsizliğe dikkat çekiyor. İklim değişikliği ve yapay zekâ gibi sınır aşan tehditler, Türkiye'nin uluslararası işbirliğini güçlendirmesini gerektiriyor. Ayrıca, bölünmüş dünya tablosu, Türkiye'nin denge diplomasisi ve arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor. ABD-Çin rekabeti ve Avrupa güvenlik mimarisindeki belirsizlikler, Türkiye'nin stratejik özerkliğini korumasını zorunlu kılıyor.