Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumunda, 122 ülkenin liderlerinin yaptığı konuşmalar incelendiğinde, liderlerin yüzde 60'ının yapay zekadan bahsettiği tespit edildi. Bu oran, yapay zekanın küresel siyaset gündeminde ne denli merkezi bir yer edindiğini gösteriyor. Kayıtlar, yapay zeka referanslarının 122 ülke genelinde sistematik olarak takip edildiğini ortaya koyuyor. Söz konusu analiz, BM Genel Kurulu'ndaki konuşmaların içeriklerinin derlenmesiyle yapıldı.
Yapay zeka diplomasisi: BM kürsüsünden yükselen ortak kaygı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, uluslararası toplumun ortak sorunlarını tartıştığı en geniş platform olma özelliğini koruyor. 81. oturumda liderlerin yapay zeka konusuna bu denli geniş yer ayırması, teknolojinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve güvenlik boyutlarının da küresel ölçekte kabul gördüğünü gösteriyor. Yapay zeka, artık bir mühendislik meselesi olmaktan çıkıp devlet başkanlarının konuşmalarına giren bir devlet yönetimi konusu haline geldi.
Liderlerin yapay zekaya dair vurguları, genellikle iş birliği çağrıları, etik ilkeler, güvenlik endişeleri ve ekonomik fırsatlar etrafında şekilleniyor. BM çatısı altında yapay zeka yönetişimi için atılan adımlar, üye ülkelerin bu teknolojiyi uluslararası normlar çerçevesinde düzenleme arayışını yansıtıyor. 122 ülkenin konuşmalarının taranması, coğrafi ve gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin neredeyse tüm bölgelerden liderlerin aynı konuya odaklandığını ortaya koyuyor.
Küresel yönetişimde yeni bir eksen: yapay zeka
Yapay zekanın BM Genel Kurulu'nda bu kadar geniş yankı bulması, uluslararası sistemin dijital dönüşüme verdiği önceliği gösteriyor. Son yıllarda yapay zeka, iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve barış güvenlik gibi geleneksel başlıkların yanına yerleşti. Özellikle otonom silahlar, dezenformasyon, veri gizliliği ve iş gücü piyasaları üzerindeki etkiler, liderlerin ortak endişeleri arasında.
Bu tablo, BM bünyesinde yapay zeka konusunda bağlayıcı olmayan ancak yol gösterici nitelikte çeşitli girişimlerin hız kazanmasına zemin hazırlıyor. Üye ülkeler, kendi ulusal stratejilerini oluştururken BM zemininde dile getirilen ilkeleri referans alıyor. Aynı zamanda, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yapay zeka teknolojilerine erişimde ortaya çıkan uçurum, Genel Kurul konuşmalarında sıkça dile getirilen bir başka başlık.
Liderlerin yüzde 60'ının yapay zekadan söz etmesi, bu konunun artık seçici bir ilgi alanı olmadığını, küresel siyasetin ana akım gündemine yerleştiğini kanıtlıyor. BM Genel Kurulu'nun 81. oturumunda yapılan bu tespit, önümüzdeki dönemde uluslararası anlaşmaların ve iş birliklerinin yapay zeka ekseninde şekilleneceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yapay zekanın BM Genel Kurulu'nda bu denli öne çıkması, Türkiye'nin çok taraflı diplomaside dijital dönüşüm politikalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, bölgesel bir güç olarak yapay zeka yönetişimi tartışmalarında aktif rol alarak küresel normların şekillenmesinde etkili olabilir. Özellikle savunma sanayii ve kamu hizmetlerinde yapay zeka kullanımı, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik kapasitesini artırabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerle birlikte hareket ederek teknolojiye erişimde adaletsizliğe karşı ortak bir duruş sergilemek, Türkiye'nin uluslararası arenadaki etkinliğini pekiştirecektir. Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasında teknoloji diplomasisini öncelikli bir başlık haline getirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.