Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) iklim değişikliği konusunda devletlerin hukuki yükümlülüklerini tanımlayan emsal niteliğindeki kararını resmen onayladı. 29 Mart 2025'te kabul edilen karar, devletlerin sera gazı emisyonlarını azaltma ve küresel ısınmadan kaynaklanan zararları tazmin etme sorumluluğunu netleştiriyor. Bu karar, fosil yakıt kullanımının kademeli olarak sonlandırılmasını öngören bağlayıcı olmayan bir tavsiye niteliği taşıyor.
Kararın hukuki boyutu ve kapsamı
Uluslararası Adalet Divanı, geçtiğimiz aylarda yayımladığı danışma görüşünde, devletlerin ‘yüksek özen yükümlülüğü’ çerçevesinde iklim değişikliğine neden olan faaliyetleri denetleme ve sera gazı emisyonlarını sınırlama yükümlülüğü olduğunu belirtmişti. BM Genel Kurulu'nun onayıyla bu görüş, uluslararası toplum nezdinde bağlayıcılık kazanmasa da, gelecekteki iklim davalarına ve ulusal mahkemelerdeki yargılamalara emsal teşkil edecek.
Karar, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinden en çok etkilenen kesimler olduğu gerçeğini vurguluyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık ve aşırı hava olayları gibi etkilerle mücadele eden bu ülkeler, tarihsel olarak en fazla karbon salımı yapan zengin ülkelerin tazminat ödemesi gerektiğini savunuyor.
Küresel etkileri ve geleceğe yansımaları
BM Genel Kurulu kararı, iklim aktivistleri ve çevre örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken, enerji şirketleri ve fosil yakıt üreticileri ise kararın ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Kararın ardından, başta Avrupa Birliği olmak üzere pek çok ülke, ulusal emisyon hedeflerini gözden geçireceğini açıkladı. Uzmanlar, bu gelişmenin Paris İklim Anlaşması'nın uygulanmasına hukuki bir zemin hazırladığını belirtiyor.
Kararın bir diğer önemli boyutu ise uluslararası ticaret anlaşmalarına yansıması. Karbon vergisi uygulamaları ve yeşil dönüşüm teşvikleri, artık devletlerin iklim taahhütlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Önümüzdeki dönemde, iklim risklerinin finansal piyasalarda daha fazla dikkate alınması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM Genel Kurulu'nun bu kararı, Türkiye'nin enerji politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejileri açısından önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, Paris Anlaşması'nı onaylamış ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini açıklamış olsa da, halen fosil yakıt ithalatına ve kömürlü termik santrallere bağımlılığı devam ediyor. Bu karar, Türkiye'nin ulusal mahkemelerde iklim davalarıyla karşılaşma riskini artırabilir ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği ile olan ticari ilişkilerde karbon sınırda düzenleme mekanizması gibi uygulamaların etkisiyle, Türkiye'nin yeşil dönüşümü ekonomik bir zorunluluk haline gelmektedir.