Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin (UN Women) yayımladığı yeni rapora göre, küresel fon kesintileri nedeniyle yaklaşık bir milyon kadın hayati yardım hizmetlerine erişimini kaybetti. Raporda, kadın örgütlerinin neredeyse yüzde 90'ının sahada artan ihtiyaçları karşılayamadığı belirtiliyor. Bu durum, özellikle çatışma bölgelerinde ve yoksul ülkelerde kadınların korunmasız kalmasına yol açıyor. UN Women, fon daralmasının en çok Afganistan, Yemen ve Suriye gibi kriz bölgelerindeki kadınları etkilediğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
UN Women'ın raporu, küresel bağışçı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların bütçe kesintilerine gitmesiyle kadın odaklı programların ciddi şekilde daraldığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2023 yılında kadın örgütlerine ayrılan fonlar bir önceki yıla göre yüzde 40 oranında azaldı. Bu kesintiler, özellikle toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele, kadın istihdamı ve eğitim programlarını vurdu. UN Women Başkanı Sima Bahous, yaptığı açıklamada, 'Bu kesintiler sadece bir milyon kadının değil, aynı zamanda onların bakmakla yükümlü olduğu ailelerin de hayatlarını doğrudan etkiliyor. Acil harekete geçilmezse, kriz daha da derinleşecek' dedi.
Rapor, fon kesintilerinin en fazla Asya-Pasifik bölgesinde hissedildiğini gösteriyor. Bölgede kadın örgütlerinin yalnızca yüzde 10'u yeterli kaynağa sahip. Afganistan'da Taliban yönetiminin kadın haklarını kısıtlayıcı politikaları, yardımların kesilmesiyle birleşince milyonlarca kadın temel hizmetlerden mahrum kaldı. Yemen'de ise devam eden iç savaş, kadınları daha da kırılgan hale getirirken, sağlık ve hukuki destek programları durma noktasına geldi.
UN Women yetkilileri, fon eksikliğinin uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekiyor. Kadınların iş gücüne katılımı, eğitim seviyesi ve toplumsal statüsü bu kesintilerden olumsuz etkileniyor. Ayrıca, kriz zamanlarında kadınlara yönelik şiddet vakaları artarken, sığınma evleri ve danışmanlık merkezleri kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.
Bölgesel ve küresel boyut
Fon kesintilerinin küresel boyutu, sadece kadın haklarını değil, aynı zamanda uluslararası kalkınma hedeflerini de tehdit ediyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun verilerine göre, cinsiyet eşitliğinin sağlanması için küresel GSYİH'ya 12 trilyon dolar eklenebilir. Ancak bu potansiyel, kaynak yetersizliği nedeniyle gerçekleşemiyor. ABD, İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinin bu yıl yaptığı kesintiler, en çok kadın odaklı sivil toplum kuruluşlarını vurdu.
Asya-Pasifik'te ise fon kesintileri, bölgedeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Bangladeş'teki Rohingya kamplarında yaşayan kadınlar, psikososyal destek ve mesleki eğitim programlarının iptal edilmesiyle mağdur durumda. Pakistan ve Hindistan'da ise doğal afetlerin ardından kadınlara yönelik koruma hizmetleri sekteye uğradı.
Küresel düzeyde, UN Women'ın raporu, bağışçı ülkelere çağrıda bulunuyor. Örgüt, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik yatırımların sadece bir insan hakkı değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için de kritik olduğunu vurguluyor. Raporda, 'Her bir doların kadınlara yatırılması, topluma 7 dolarlık geri dönüş sağlıyor' ifadesi yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yakın coğrafyasındaki Afganistan, Suriye ve Irak gibi kriz bölgelerinde kadınların durumundaki bu kötüleşmeden doğrudan etkileniyor. Bu ülkelerden gelen sığınmacı kadınların Türkiye'deki yaşam koşulları, kaynak ülkelerdeki yardım kesintileriyle daha da zorlaşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin kalkınma yardımlarını kadın odaklı programlara yönlendirmesi, bölgesel istikrar açısından önemli bir adım olabilir. UN Women'ın çağrısı, Türkiye'nin dış politikada kadın haklarını önceliklendirme potansiyelini de ortaya koyuyor.