Birleşmiş Milletler Özel Elçisi Julie Bishop, Myanmar'da askeri yönetimin 2021 darbesinden bu yana süren çatışmalar ve insani krizin giderek derinleştiğini belirterek, yerinden edilme, organize suç ve açlığın tehlikeli boyutlara ulaştığı uyarısında bulundu. Bishop, Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi'ne hitaben yaptığı konuşmada, “Rohingya toplumunun durumu hâlâ çok vahim” dedi ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Myanmar ordusu, Şubat 2021'de seçilmiş hükümeti devirdikten sonra ülke genelinde yaygın bir iç savaşla karşı karşıya kaldı. BM'ye göre, çatışmalar nedeniyle 3 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, 18 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Bishop, özellikle Rakhine Eyaleti'nde Arakan Ordusu ile Myanmar ordusu arasındaki çatışmaların yoğunlaştığını ve bu durumun Rohingyaların durumunu daha da kötüleştirdiğini ifade etti. Daha önce Avustralya Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Bishop, geçtiğimiz Nisan ayında BM Özel Elçisi olarak atanmıştı ve bölgeye ilk ziyaretini Ağustos ayında gerçekleştirmişti.
Rohingya Mülteci Krizi ve Bölgesel Etkiler
Myanmar'daki askeri yönetim, Rohingya Müslüman azınlığına yönelik 2017'de başlattığı “temizlik harekatı” sonucunda yüz binlerce kişinin Bangladeş'e kaçmasına neden olmuştu. BM, bu operasyonları “soykırım” ve “insanlığa karşı suçlar” olarak tanımlamıştı. Şu anda Bangladeş'te yaklaşık 1 milyon Rohingya mültecisi yaşıyor. Ancak, Bangladeş hükümeti artan güvenlik endişeleri ve ekonomik yük nedeniyle mültecileri Myanmar'a geri göndermeyi planlıyor. Öte yandan, Myanmar içinde de Rakhine Eyaleti'nde Arakan Ordusu ile Myanmar ordusu arasındaki çatışmalar, yeni bir insani krize yol açıyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR) ve Dünya Gıda Programı (WFP), bölgede gıda güvensizliğinin arttığını ve temel ihtiyaç maddelerine erişimin kısıtlandığını rapor ediyor. Bishop, ayrıca Myanmar'da organize suç örgütlerinin, özellikle insan kaçakçılığı ve uyuşturucu ticaretinin arttığını ve bunun da insani durumu daha da karmaşık hale getirdiğini belirtti. Bu suç örgütleri, çatışmalardan yararlanarak sınır ötesi faaliyetlerini genişletiyor.
Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Çözüm Çabaları
Uluslararası toplum, Myanmar'daki askeri rejime karşı yaptırımlar uygulamaya devam ediyor, ancak bunların krizi sona erdirmeye yetmediği belirtiliyor. Association of Southeast Asian Nations (ASEAN) üyesi ülkeler, askeri yönetimle yapıcı bir diyalog kurmaya çalışsa da ülkede barışın sağlanmasına yönelik çabalar sonuçsuz kalıyor. Bishop, BM Güvenlik Konseyi'nin Myanmar konusunda daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın askeri yönetime verdikleri destek, BM'nin etkili bir karar almasını engelliyor. Bishop, Myanmar'da demokratik geçişin sağlanması ve tüm etnik grupların katılımıyla kapsayıcı bir siyasi süreç başlatılması gerektiğini savunuyor. Ekonomik kriz de derinleşiyor: Dünya Bankası'na göre Myanmar ekonomisi 2021'den bu yana %30 oranında küçüldü. Yoksulluk oranı %40'ın üzerine çıkarken, milyonlarca insan temel sağlık ve eğitim hizmetlerine erişemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki bu kriz, Türkiye'nin bölgesel insani yardım politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, daha önce Rohingya Müslümanlarına yönelik yardım kampanyaları düzenlemiş ve Bangladeş'teki mülteci kamplarında sağlık, eğitim ve altyapı projeleri yürütmüştü. Ancak mevcut durumda krizin derinleşmesi, bu projelerin sürdürülebilirliğini zorlaştırabilir. Ayrıca, Myanmar'daki çatışmaların bölgesel istikrarsızlığı artırması, Güney Asya'da Türkiye'nin ekonomik ve diplomatik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, insani yardım diplomasisi çerçevesinde BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Rohingya sorununa dikkat çekmeye devam etmeli ve bölgesel barış çabalarına destek vermelidir.