Birleşmiş Milletler'in Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, ülkede BM personeline ve göçmenlere yönelik artan şiddet olaylarının, yanlış bilgi ve dezenformasyon kampanyalarıyla körüklendiğini belirtti. Tetteh, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne yaptığı brifingde, Libya'nın karşı karşıya olduğu zorlukların uydurma iddialar ve günah keçisi ilan etme yoluyla çözülemeyeceğini vurguladı. BM yetkilisi, ülkedeki siyasi krizin derinleştiği bir dönemde, nefret söylemi ve yabancı düşmanlığının tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekti.
Artan Şiddet ve Dezenformasyonun Hedefinde BM Personeli ve Göçmenler Var
Hanna Tetteh, Libya'da son aylarda BM personeline yönelik saldırıların arttığını ve bu saldırıların genellikle sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade etti. Özellikle, BM'nin Libya'daki misyonunun ülkenin egemenliğine müdahale ettiği yönündeki iddiaların, yerel halk arasında güvensizlik yarattığını ve bu durumun BM çalışanlarını hedef alan saldırıları tetiklediğini söyledi. Tetteh, "BM olarak Libya halkına destek olmak için buradayız. Ancak, amacımızı çarpıtan ve personelimizi hedef gösteren dezenformasyon kampanyaları, çalışmalarımızı ciddi şekilde engelliyor" dedi.
Göçmenlere yönelik şiddetin de benzer bir dezenformasyon dalgasıyla körüklendiği belirtiliyor. Libya, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan binlerce göçmen için bir geçiş ülkesi konumunda. Ancak, ülkede göçmenlere yönelik düşmanlık giderek artıyor. Yerel milislerin ve bazı siyasi grupların, göçmenleri ülkenin ekonomik ve güvenlik sorunlarının kaynağı olarak göstermesi, linç girişimlerine ve toplu sınır dışı etmelere yol açıyor. Tetteh, "Göçmenler, Libya'nın sorunlarının günah keçisi haline getiriliyor. Bu hem insan hakları ihlallerine yol açıyor hem de ülkenin istikrarını daha da zedeliyor" şeklinde konuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Libya'daki Krizin Yansımaları
Libya'daki istikrarsızlık, yalnızca ülke sınırları içinde değil, tüm Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinde güvenlik tehditleri oluşturuyor. Ülkede faaliyet gösteren silahlı gruplar, sınır ötesi suç ağları ve terör örgütleriyle bağlantılı. BM raporlarına göre, Libya'daki çatışmalar nedeniyle yüz binlerce kişi yerinden edilmiş durumda. Ayrıca, ülke üzerinden yapılan insan kaçakçılığı ve göçmen kaçakçılığı, Akdeniz'de düzenli olarak ölümlere neden oluyor. Avrupa Birliği, Libya Sahil Güvenliği'ne sağladığı destekle göç akınını kontrol altına almaya çalışsa da, bu politika insan hakları örgütleri tarafından eleştiriliyor. Tetteh, uluslararası toplumun Libya'daki durumu yakından takip etmesi gerektiğini ve dezenformasyonla mücadele için ortak adımlar atılması çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki istikrarsızlık ve dezenformasyon kaynaklı şiddet, Türkiye açısından birden fazla boyutta önem taşıyor. Öncelikle, Türkiye'nin Libya'da meşru hükümetle yaptığı güvenlik ve deniz yetki alanları anlaşmaları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından kritik. Libya'nın istikrarsızlaşması, bu anlaşmaların uygulanabilirliğini tehlikeye atabilir. Ayrıca, Libya üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göç, Türkiye'nin göç politikasını ve AB ile ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Libya'da barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunuyor, ancak dezenformasyonun tetiklediği şiddet, bu çabaları baltalıyor. Son olarak, bölgede artan yabancı düşmanlığı ve nefret söylemi, Türk vatandaşları ve Türk şirketleri için de güvenlik riski oluşturabilir. Ankara'nın bu gelişmeleri yakından izlemesi ve BM ile koordineli şekilde hareket etmesi gerekiyor.