Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), El Nino kaynaklı iklim değişikliklerinin, 2027 yılına kadar dünya genelinde 49 milyon kişiyi daha akut açlıkla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu. Örgüt, iklim kaynaklı bu hava deseninin özellikle gelişmekte olan ülkelerde gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit edeceğini ve acil önlem alınmazsa insani krizin derinleşeceğini belirtti. WFP, 45 hassas ülkede gıda güvensizliğinin artacağını öngörürken, uluslararası topluma erken müdahale çağrısı yaptı.
El Nino’nun küresel gıda güvenliğine etkisi
El Nino, Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral bölgelerinde deniz suyu sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla oluşan doğal bir iklim döngüsüdür. Bu döngü; kuraklık, sel, fırtına ve aşırı sıcaklık gibi meteorolojik olaylara yol açarak tarımsal üretimi doğrudan etkiler. Dünya Gıda Programı’nın son raporuna göre, mevcut El Nino etkisinin önümüzdeki yıllarda daha da belirgin hale gelmesi bekleniyor. Özellikle Afrika Boynuzu, Orta Amerika, Güney Asya ve Orta Doğu’nun bazı bölgeleri, kuraklık ve su kıtlığı nedeniyle ciddi mahsul kayıpları yaşayabilir.
WFP’nin verilerine göre, 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 345 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Bu sayının, El Nino’nun etkisiyle 2027 yılına kadar 394 milyona yükselmesi öngörülüyor. Raporda, özellikle çocuklar ve kadınların bu krizden en fazla etkileneceği vurgulanıyor. Yetersiz beslenme, hastalık ve eğitim kayıpları, uzun vadeli toplumsal hasarlara yol açabilir.
Küresel ve bölgesel yansımalar
El Nino’nun etkileri sadece gıda üretimiyle sınırlı kalmıyor. Su kaynaklarının azalması, enerji üretimini (özellikle hidroelektrik) ve gıda fiyatlarını da etkileyerek ekonomik istikrarı tehdit ediyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, zaten kırılgan olan gıda ithalatına bağımlılığı ve su kıtlığı nedeniyle özellikle risk altında. Bölgedeki çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık, insani krizleri daha da derinleştiriyor.
WFP, Erken Uyarı Sistemleri’nin güçlendirilmesi ve iklim dirençli tarım uygulamalarına yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, uluslararası toplumun finansal kaynaklarını artırarak, bu ülkelere acil gıda yardımı ve uzun vadeli kalkınma desteği sağlaması gerektiğini belirtiyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması da bu krizin önlenmesinde kritik bir rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin gıda güvenliği ve dış politikası açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, tarım ürünleri ihracatçısı bir ülke olarak, El Nino kaynaklı küresel fiyat artışlarından olumlu etkilenebilir; ancak iklim değişikliğinin ülke içindeki kuraklık riskini artırması, tarımsal üretimi tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye’nin insani yardım alanındaki aktif politikası göz önüne alındığında, özellikle krizden etkilenen Orta Doğu ve Afrika ülkelerine yönelik yardım faaliyetlerinin artması beklenebilir. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel liderlik rolünü güçlendirebilir ve uluslararası iş birliklerine yeni fırsatlar sunabilir. Ancak, iklim değişikliğinin Türkiye’nin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkilerine karşı hazırlıklı olunması da kritik önem taşıyor.