Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyatlarının Mart 2022'den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını bildirdi. FAO'nun cuma günü yayımladığı raporda, gıda fiyat endeksinin şubat ayına göre yüzde 1,6 artışla 127,1 puana yükseldiği belirtildi. Bu, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından gıda piyasalarında yaşanan sarsıntının zirve yaptığı dönemden bu yana görülen en yüksek seviye. Endeks, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ise yüzde 8,2 oranında artmış durumda.
Gıda fiyatlarındaki artışın arka planı
FAO'nun açıkladığı verilere göre artışın arkasında tahıl ve bitkisel yağ fiyatlarındaki keskin yükseliş var. Tahıl fiyat endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,7 artarken, buğday fiyatları özellikle Karadeniz bölgesindeki jeopolitik gerilimler ve olumsuz hava koşulları nedeniyle yükseldi. Mısır fiyatları ise Arjantin ve Brezilya'daki kuraklık endişeleriyle arttı. Bitkisel yağ fiyat endeksi ise palmiye, soya ve ayçiçek yağındaki arz sıkışıklığı nedeniyle yüzde 3'ün üzerinde bir artış gösterdi. Şeker fiyatları da Brezilya'daki hasat beklentilerinin düşmesiyle yükselişe geçti.
Buna karşın et ve süt ürünleri fiyatlarında sınırlı bir gerileme yaşandı. FAO, et fiyat endeksinin küresel arzın artmasıyla hafifçe düştüğünü, süt ürünleri endeksinin ise Avrupa'daki üretim artışı sayesinde gerilediğini kaydetti. Ancak bu düşüşler, tahıl ve yağlı tohumlardaki yükselişi dengelemeye yetmedi.
FAO Başekonomisti Maximo Torero, yaptığı yazılı açıklamada, "Gıda fiyatlarındaki son artış, özellikle düşük gelirli ülkelerde gıda güvenliği risklerini artırıyor. Ukrayna'daki savaşın devam eden etkileri ve iklim kaynaklı arz sorunları fiyat istikrarını tehdit ediyor" ifadelerini kullandı. Torero, uluslararası toplumu, gıda ticaretinde korumacı önlemlerden kaçınmaya ve insani yardım koridorlarını açık tutmaya çağırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Gıda fiyatlarındaki yükseliş, özellikle ithalata bağımlı Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Mısır, Lübnan, Tunus ve Yemen gibi ülkeler, temel gıda maddelerinin büyük bölümünü dışarıdan temin ediyor. Bu ülkelerde ekmek ve un fiyatlarındaki artış, toplumsal huzursuzluk riskini beraberinde getiriyor. Dünya Bankası verilerine göre, bu bölgedeki ülkelerin gıda ithalatı son iki yılda yüzde 15'ten fazla arttı.
Küresel ölçekte ise gıda fiyatlarındaki dalgalanma, enflasyon baskılarını derinleştiriyor. Gelişmiş ülkelerde merkez bankaları faiz politikalarını sıkılaştırırken, gelişmekte olan ülkelerde gıda enflasyonu hane halkı bütçelerini zorluyor. FAO, 2023 yılında dünya genelinde 258 milyon kişinin akut gıda güvensizliği yaşadığını tahmin ediyor. Bu sayının 2024'te daha da artabileceği uyarısı yapılıyor.
Öte yandan, tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınması ve Karadeniz'deki sevkiyat riskleri, küresel arz güvenliğini tehdit eden başlıca unsurlar arasında. Rusya'nın Ukrayna limanlarına yönelik saldırıları, buğday ve mısır sevkiyatını aksatıyor. Ukrayna, dünyanın en büyük tahıl ihracatçılarından biri konumunda ve küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 10'unu karşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gıda fiyatlarındaki küresel yükselişten doğrudan etkileniyor. Ülke, buğday ve ayçiçek yağı gibi temel ürünlerde net ithalatçı konumunda. Ukrayna ve Rusya'dan yapılan tahıl sevkiyatındaki aksamalar, iç piyasada un ve ekmek fiyatlarını yukarı çekiyor. Ayrıca Türkiye, tahıl koridoru anlaşmasının mimarlarından biri olarak bölgesel istikrarın sağlanmasında kritik rol oynuyor. Gıda fiyatlarındaki artış, enflasyonla mücadelede zaten zorlanan Türkiye ekonomisi için ek bir baskı unsuru. Orta Doğu'da yaşanabilecek gıda krizleri ise Türkiye'nin insani yardım ve diplomatik angajmanlarını artırabilir.