Birleşmiş Milletler (BM), Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde güvenlik koşullarının hızla kötüleşmesi ve şiddet olaylarındaki artış nedeniyle son günlerde 20 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. BM Genel Sekreteri Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, yaptığı yazılı açıklamada, insani yardım kuruluşlarının raporlarına atıfta bulunarak, yerinden edilme dalgasının özellikle Batı Darfur eyaletinde yoğunlaştığını ve bölgedeki insani durumun giderek derinleştiğini vurguladı.
Çatışmalar ve güvensizlik yerinden edilme dalgasını tetikliyor
Haq, haftalık basın toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, “İnsani yardım ortaklarımız, Batı Darfur'da güvenlik durumunun bozulması ve şiddetin artması nedeniyle 20 binden fazla kişinin yerinden edildiğini bildirdi” dedi. BM yetkilisi, yerinden edilenlerin büyük bölümünün El Ceneine ile çevresindeki köylere sığındığını, ancak bu bölgelerde de güvenlik risklerinin devam ettiğini aktardı.
Son haftalarda bölgede, özellikle Arap kabileler ile Afrika kökenli topluluklar arasında etnik çatışmaların yeniden alevlendiği, silahlı grupların köylere yönelik saldırılar düzenlediği ve (orijinal metinde geçen) insani yardım kuruluşlarının erişim kısıtlamalarıyla karşılaştığı belirtiliyor. Görgü tanıkları, çatışmalarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini, evlerin ateşe verildiğini ve binlerce kişinin can güvenliği nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını ifade ediyor.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Darfur genelinde 2023 itibarıyla yaklaşık 3 milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve bu sayı, ülkedeki toplam yerinden edilmiş nüfusun büyük bir kısmını oluşturuyor. Sudan'da 2003 yılında başlayan Darfur çatışmaları, bugüne dek yüz binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden olmasına yol açtı.
İnsani yardım erişimi ve bölgesel kriz
İnsani yardım kuruluşları, çatışmaların yoğunlaştığı bölgelere erişim sağlamakta güçlük çekiyor. Sınırlı kaynaklar ve güvenlik endişeleri nedeniyle yardım konvoyları zaman zaman erteleniyor veya tamamen iptal ediliyor. OCHA, bölgedeki insani ihtiyaçların karşılanması için acil olarak uluslararası toplumdan mali destek talep etti.
Uzmanlar, Darfur'daki istikrarsızlığın yalnızca Sudan'la sınırlı kalmadığını, aynı zamanda Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Libya gibi komşu ülkeleri de etkileyen bölgesel bir krize dönüştüğüne dikkat çekiyor. Mülteci akınları, silah kaçakçılığı ve sınır ötesi çatışmalar, Sahel bölgesinin genelinde güvenlik tehditlerini artırıyor. Özellikle Çad, Darfur'dan gelen mülteciler için en büyük sığınma bölgesi olmaya devam ediyor.
BM ve Afrika Birliği'nin bölgede barışı tesis etme çabaları sürse de, taraflar arasındaki güven eksikliği ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle kalıcı bir çözüm sağlanamıyor. Sudan'da 2021 yılında gerçekleşen askeri darbe ve sonrasında devam eden geçiş süreci, ülkenin kırılganlığını artırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Darfur'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde artan nüfuzu çerçevesinde ele alınmalıdır. Türkiye, Sudan'la tarihsel ve kültürel bağlarını ekonomik ve savunma alanlarındaki iş birlikleriyle derinleştirmişken, bölgedeki çatışmaların yayılması Ankara'nın bölgedeki çıkarlarını risk altına sokabilir. Ayrıca, insani krizin doğuracağı göç baskısı ve terörizmin yayılma riski, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırmaktadır. Ankara'nın Afrika'da barış ve istikrarı destekleme politikası, bu tür krizlerde BM ve bölgesel örgütlerle koordinasyonu gerektirmektedir. Dolayısıyla Bukriz, Türkiye'nin insani diplomasi ve barış inşası çabalarında aktif rol oynaması için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.