Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını yasa dışı ilan etmesinin üzerinden iki yıl geçti. Ancak Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları ofisi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada işgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin şiddetinin ve İsrail'in ilhak politikalarının yoğunlaştığını bildirdi. BM, uluslararası toplumu bu duruma karşı harekete geçmeye çağırdı. Ofis açıklamasında, "İhlaller daha da kötüleşiyor" ifadesine yer verildi.
Gelişmenin Arka Planı
BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) sözcüsü, Cenevre'de düzenlenen basın toplantısında, Batı Şeria'daki durumun endişe verici bir şekilde kötüleştiğini vurguladı. Sözcü, UAD'nin Temmuz 2024'teki tavsiye görüşünün ardından geçen iki yılda yerleşimci şiddetinin arttığını, yasa dışı yerleşimlerin genişlediğini ve Filistinlilere ait evler ile mülklerin yıkımının sürdüğünü belirtti. Ayrıca, İsrail güçlerinin Filistinli topluluklara yönelik baskılarının ve yerleşimcilerin saldırılarının rutin hale geldiğine dikkat çekti.
UAD'nin 2024 tarihli görüşü, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki varlığının yasa dışı olduğunu ve İsrail'in bu bölgelerdeki yerleşimleri derhal durdurması gerektiğini hükme bağlamıştı. Ancak BM raporları, bu kararın uygulanmadığını ve aksine İsrail'in ilhak politikalarının hız kazandığını gösteriyor. Sözcü, "UAD kararı açık ve bağlayıcı olmasına rağmen, sahadaki gerçekler tam tersini gösteriyor" dedi.
Son iki yılda Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti olaylarının sayısında belirgin bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2024 ve 2025 yıllarında aylık ortalama 100'den fazla yerleşimci saldırısı kaydedildi. Bu saldırılar; Filistinlilere ait zeytin ağaçlarının kesilmesi, hayvanların telef edilmesi, evlere ve araçlara zarar verilmesi şeklinde gerçekleşiyor. Ayrıca, İsrail güçlerinin yerleşimcilere destek verdiği ve Filistinlileri gözaltına aldığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki bu gelişmeler, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor ve iki devletli çözüm umutlarını zayıflatıyor. BM Genel Sekreteri António Guterres daha önce yaptığı açıklamalarda, İsrail'in yerleşim politikalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve barış sürecine ciddi zarar verdiğini belirtmişti. ABD ve Avrupa Birliği ise yerleşim faaliyetlerini kınayan açıklamalar yapmasına rağmen, etkili bir yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskısının sınırlı kaldığını gösteriyor.
BM insan hakları ofisi, devletleri UAD kararını uygulamaya ve İsrail'e karşı somut adımlar atmaya çağırdı. Açıklamada, "Uluslararası toplumun sessizliği, işgalin sürmesine ve insan hakları ihlallerinin artmasına zemin hazırlıyor" denildi. Ayrıca, Filistinli sivil toplum örgütleri ve insan hakları grupları, İsrail'e silah satışının durdurulması ve diplomatik yaptırımların uygulanması için kampanyalar yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, UAD görüşünü memnuniyetle karşılamış ve İsrail'in uluslararası hukuka uyması gerektiğini savunmuştu. Batı Şeria'daki şiddetin artması, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabalarını ve Filistin yönetimiyle olan diplomatik ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile olan ilişkilerinde bu durum, özellikle enerji ve güvenlik alanlarındaki işbirliğini karmaşıklaştırabilir. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer alarak, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için baskı yapmaya devam etmelidir.